Advanced search in Research products
Research products
arrow_drop_down
Searching FieldsTerms
Any field
arrow_drop_down
includes
arrow_drop_down
Include:
The following results are related to COVID-19. Are you interested to view more results? Visit OpenAIRE - Explore.
5,527 Research products, page 1 of 553

  • COVID-19
  • Publications
  • Research software
  • Other research products
  • 2018-2022
  • Open Access
  • Turkish
  • COVID-19

10
arrow_drop_down
Date (most recent)
arrow_drop_down
  • Open Access Turkish
    Authors: 
    Pervin BEZİRCİ; Bahar BİÇEN ARAS;
    Publisher: İstanbul Medeniyet Üniversitesi

    Bilişim devrimi bilgiye erişim alanında kütüphanelerin çalışma metotlarını dönüştürmekle kalmamış, bilgiye erişim sistemleri olarak da görülebilecek portalların, arama motorlarının, sosyal ağların ve sosyal medyanın ortaya çıkmasını sağlamıştır. Sosyal medya kullanım oranları, bilişim çağının inşa ettiği yeni güçlerden biri olarak Dünya çapında artarak çoğalmaktadır. Bilgi kurumları olan kütüphaneler de diğer kurumlar gibi bu güç platformlarını kullanıcıları ile verimli ilişkiler kurmak için önemli ve kolay bir fırsat olarak görmekte ve sosyal medyadan yararlanmaktadır.Sosyal medya aynı zamanda afetler ve acil durumlar sırasında risk ve kriz iletişimi için etkili bir araç haline gelmiştir. İnsanların çoğunun sosyal medyayı, koronavirüs hastalığı 2019 (Covid’19) salgını sırasında yoğun şekilde bilgi aramak ve paylaşmak için kullandığı görülmektedir. Bu bağlamda çalışmada, bilişim çağının ortaya çıkardığı ve hayatımızda geniş yer kaplayan yeni güçlerden biri olan sosyal medyanın Covid’19 döneminde kütüphane etkileşimi analiz edilmeye çalışılmaktadır. Çalışma kapsamında, Dünya’dan ve Türkiye'den seçilen 5’er üniversite kütüphanesi Twitter hesaplarının iletişim aracı olarak nasıl kullanıldığı örnekleri ile anlatılmaktadır. Bu üniversite kütüphanelerinin sosyal medya aktiviteleri, kullanılan medya, içerik yüklemeleri incelenmekte ve Covid’19 karantinası sırasında sosyal medyanın kütüphanelerde hizmet sunumuna yansımaları değerlendirilmektedir. The information revolution has not only transformed the working methods of libraries in the field of access to information, but also led to the emergence of portals, search engines, social networks, and social media, which can be seen as information access systems. Social media statics are increasing throughout the world as one of the new powers created by the information age. Libraries, which are information institutions, consider these power platforms as an important and easy opportunity to establish productive relations with their users and benefit from social media, just like other institutions. Social media has also become an effective tool for communication during disasters and emergencies to manage the crisis and risky situations. It seems that most of the people use social media extensively to search and share information during the coronavirus disease 2019 (Covid'19) outbreak.In this study, the use of social media by the libraries, which is one of the new powers that emerged in the information age and occupies a large place in our lives, is tried to be analyzed in the period of Covid'19. Within the scope of the study, it is explained with samples of how Twitter accounts of five university libraries selected from Turkey and other countries, respectively. The social media activities, use of media, content uploads of these university.

  • Open Access Turkish
    Authors: 
    Sevki Sahin;
    Publisher: Zenodo

    AMAÇ Koronavirüs hastalığı 2019 (COVID-19) ile ilişkili nörolojik tutulum ortalama %34 oranında raporlanmaktadır. Bunlardan en sıkları anosmi ve baş ağrısı olup miyelit ise en nadir komplikasyonlarından biridir. SARS-CoV-2 santral ve periferik sinir sistemine olfaktör bulbustan direkt nöronal yol ile, kan-beyin bariyerinde (KBB) bulunan anjiyotensin-converting enzim 2 (ACE-2) üzerinden veya enfekte lökositlerle KBB’yi geçerek yayılmaktadır. Burada longitudinal ekstensif transvers miyelit (LETM) ile prezente olan bir COVID-19 olgusu sunulmuş olup virüsün yayılım yolunun aydınlatılmasının hasta prognozuna olan etkisi klinik ve radyolojik bulgular eşliğinde tartışılmıştır. OLGU Bilinen tip 2 diyabet ve hipertansiyonu olan 68 yaşındaki erkek hasta acil servise birkaç gün içerisinde gelişen tüm ekstremitelerde kuvvetsizlik şikayeti ile başvurdu. Nörolojik muayenede kuadripleji ve T5 torakal vertebra altında seviye veren duyu kusuru mevcuttu. Beyin manyetik rezonans görüntüleme (MRG) normal, kan biyokimyasında: ferritin 4700 ng/ml, CRP 30 mg/L idi. MRG’de servikal bölgede beş segment uzunluğunda kontrast tutulumu olan hiperintens lezyon ve retrofarengeal alanda diffüz hiperintensite görüldü (Resim 1). Resim 1. A: Retrofarengeal lenfoid doku hipertrofisi, B: Medulla spinaliste C2-6 arası miyelit ile uyumlu görüntü. Ekokardiyografisi, elektromiyografisi, oligoklonal bandı, tümör biyobelirteçleri ve serum NMO antikoru normal sonuçlanan hastanın lomber ponksiyon incelemesinde beyin omurilik sıvısında (BOS) protein 121 mg/L bulundu. Metilprednizolon 1g/gün i.v. tedavisi sonrası 2. günde sol bacak kuvveti 2/5’e yükseldi. Aynı gün solunum sıkıntısı gelişen hastadan alınan nazofarengeal sürüntü ve BOS’tan çalışılan COVID-19 PCR sonuçları pozitif geldi. Saturasyonu düşen hasta entübe edildi. Hastaya 5 seans, gün aşırı plazmaferez uygulandı. Hasta plazmaferezin bitişinden 2 gün sonra nörolojik bulgularında düzelme olmaksızın kardiyopulmoner arrest sonrası kaybedildi. TARTIŞMA-SONUÇ COVID-19’da nadir bir klinik olan LETM patogenezi henüz net değildir. Spinal glial hücrelerde ACE-2 reseptörünün bulunması sebepli direkt invazyon, sistemik inflamatuar yanıta sekonder immün aracılı nöronal hasar veya moleküler benzerlik kaynaklı otoimmün mekanizmaların rol aldığı düşünülmektedir. SARS-CoV-2 kaynaklı nörolojik komplikasyonların gelişim mekanizmasına bağlı olarak tedavi yanıtları değişebilmektedir. Retrofarengeal alan gibi bulbusa yakın anatomik komşulukta tutulumu olan hastalarda, virüsün spinal kordun yanı sıra beyin sapına da direkt yayılımla ilerlemesi olasıdır. Bu komplikasyonlarda plazmaferez gibi ileri tedavi seçenekleri çoğu hastada olumlu sonuçlar verirken olası direkt yayılımın rol oynadığı olgularda iyi prognoza katkı sağlamayabileceği göz önünde bulundurulmalıdır.

  • Open Access Turkish
    Authors: 
    KURT, Şafak;
    Publisher: Zenodo

    Bir yazın taraması olan bu araştırma kapsamında, Covid 19 pandemic "supply chain strategies" anahtar kelimeleri ile sadece makale seçeneği işaretlenerek google akademik veri tabanında tarama yapılmış ve toplam 84 makale tespit edilmiştir. Bu makaleler, tedarik zinciri stratejileri ile pandemi ilişkisini makale bütününde ele alıp almadıkları yönünden süzgeçten geçirilerek 20 çalışmaya indirgenmiştir. Seçilen makaleler, 17 farklı dergide yayınlanmış olup toplam 70 yazar tarafından katkı sağlanmıştır. Yazarların çalıştığı kurumlar ağırlıklı olarak üniversite (%72) olup bunu %13 ile hastaneler takip etmektedir. Çalıştıkları kurumların ülkeleri bazında ise %23 ile Amerika Birleşik Devletleri ve %20 ile Çin başı çekmekte, onları ise %10 ile Hindistan ve %9 ile Malezya izlemektedir. İncelenen makalelerde, gıda, sağlık, ulaşım ve imalat sektörlerinde tedarik zincirinin duyarlılığı, esnekliği ve sürdürülebilirliği konuları Covid 19 kapsamında ele alınmıştır. Bu konularda başarım için ise eklemeli üretim, blok zinciri, büyük veri, bulut bilişim, artırılmış ve sanal gerçeklik, nesnelerin interneti, makine öğrenimi, yapay zekâ, drone, robot, dijital, konum ve navigasyon gibi endüstri 4.0 teknolojilerinin mevcut tedarik zinciri stratejileri ile yeni kullanımlarının ve bu teknolojiler ile yeni stratejilerin devreye sokulmasının önemli olduğunun altı çizilmiştir. Ayrıca, gıda sektörü ve özellikle gıdaya erişim noktasında da küresel adalete dikkat çekilmiştir. Küresel salgın krizleri ile hayatımıza girecek olan strateji, değişim ve yeniliklerin artarak devam edeceği öngörülmektedir. Örneğin bazı ürünlerin siparişi verildiğinde tedarik zinciri üzerinden somut olarak müşteriye ulaştırılması yerine, ürüne ait detaylı dosyanın elektronik ortamda ihtiyaç noktasına gönderilmesi ve burada eklemeli üretim sayesinde üretilmesi gibi birçok yeni strateji ve değişim ile benzer yenilikleri önümüzdeki kısa dönemde görebileceğimiz değerlendirilmektedir. Sonuç olarak bu çalışmada gerek yöneticiler ve ilgililere gerekse de akademisyenlere, küresel salgın ve benzeri bir küresel krizle başa çıkmada uygulanabilecek tedarik zinciri stratejileri ve onlarla kullanılabilecek Endüstri 4.0 enstrümanlarının gelecek projeksiyonu yapılmaya çalışılmıştır.

  • Open Access Turkish
    Authors: 
    KARYAĞDI, Gülşah;
    Publisher: Zenodo

    The continuation of the impact of the Covid-19 pandemic in education, culture, health, and economy as well as in social life has brought positive and negative developments. To control the rapid spread of the deadly virus, precautions such as cleaning, physical distance, and mask use have been taken and quarantine practices have started. The prolonged quarantine processes accelerated the transfer of business and education life to digital platforms but limited the opportunities for people to socialize. Limitations and measures in the pandemic process; It has led to many problems affecting the collective society, where social relations and social interactions are negatively affected, the feeling of loneliness increases, anxiety, depression, stress levels increase, and the quality of life of individuals decreases. To minimize these problems, providing individuals with digital platforms where they can socialize with others and offering different user experiences have enabled new digital platforms to be more on the agenda and become widespread. Digital worlds, where different alternatives come to the fore, where people can participate in cultural activities, and create their economy, art, and living spaces, continue to develop for people who are more interested in the virtual world. Metaverse, which is defined as beyond the universe where various platforms and applications of virtual environments can come together, where users can connect from where they are, and where many companies and brands can create their digital world, is increasingly arousing interest. It is possible to trade in this virtual universe, which brings with it the digital economy, and many things including design and art can turn into material value. Architectural structuring and defined surfaces such as interior walls, ceilings, and floors, which are another dimension of the definition of space in the Meta universe, which came to the fore with the contribution of facilitating digital transformation in all areas of physical life, positively affect the spatial perception of the users. In this context, the association of digital building and surface designs with the real world and imaginary designs brings the interior design and interior architecture discipline to the agenda in the creation of fictional living spaces over realism. In the meta-universe, the necessity of dealing with interior spaces in the context of interior design discipline comes to the fore and the transformation of designs into material value will make a new contribution to the professional practice of interior architecture

  • Open Access Turkish
    Authors: 
    Mercan Küçükakın, Pınar; Göloğlu Demir, Cennet; Gökmenoğlu, Tuba;
    Publisher: Türk Eğitim Derneği (TED)

    Bu çalışmada, COVID-19 salgını sırasında uygulanan uzaktan eğitimin öğretmenlerin mesleki yaşamlarında yol açtığı değişikliklere ilişkin algıları incelenmiştir. Ayrıca küresel krizin ve daha önce benzeri görülmemiş eğitim sürecinin öğretmenlerin motivasyonunu ve öğretmenlik mesleğine ilişkin algılarını nasıl etkilediği de araştırılmıştır. Nitel araştırma yöntemlerinden biri olan olgubilim deseninde tasarlanan çalışmada, farklı düzey ve türdeki K–12 okullarında görev yapan, Türkiye'nin farklı illerinden yirmi iki öğretmenle görüşülmüştür. Bulgular, uzaktan eğitime zorunlu geçişin hem öğretmenler hem de öğrenciler için yeni fırsatlar ve zorluklar yarattığını göstermiştir. Öğretmenler duygusal tükenmişlik, stres ve mesleki zorluklar yaşamış, ama aynı zamanda uzaktan eğitim, öğretmenlerin eğitim teknolojilerini sınıf öğretimine daha iyi entegre edebilmeleri için de yeni beceriler geliştirmelerine yardımcı olmuştur. Bununla birlikte, bulgular, COVID-19 krizinin Türkiye’deki eğitim bağlamında köklü eşitsizlikleri daha da derinleştirdiğini ortaya koymuştur. Bu çalışma, politika yapıcılara ve eğitimcilere COVID-19'dan hareketle eğitimsel iyileşmeyi planlayabilmeleri için çeşitli çıkarımlar sunmaktadır. The present study examined teachers' perceptions of changes in their professional lives brought about by distance education during the COVID-19 outbreak. It was also aimed to explore how this particular global crisis and unprecedented times of education have affected teachers' motivation and their perceptions of the teaching profession. Twenty-two teachers working at different levels and types of K–12 schools in different cities in Turkey were interviewed by utilizing a phenomenological qualitative inquiry method. Our analysis showed that the obligatory transition to distance education created new opportunities and challenges for both teachers and students. While the teachers had emotional exhaustion, stress, and professional difficulties; distance education helped them develop new skills to better integrate educational technologies into classroom teaching. The findings also indicated that the COVID-19 crisis reinforced deep-rooted inequities in the Turkish education context. This study offers several implications for policymakers and educators to plan educational recovery from COVID-19.

  • Open Access Turkish
    Authors: 
    Öner, Galip; İrak, Öznur;
    Country: Turkey

    Günümüzde teknoloji toplumsal hayatın her alanında etkisini artırmıştır. Bu alanlardanbirisi de eğitimdir. Özellikle COVID-19 pandemi süreci nedeniyle öğrenme-öğretmesürecinde öğretim ve bilgi iletişim teknolojilerine daha fazla gereksinim duyulmayabaşlanmıştır. Bu kapsamda öğretmenler uzaktan eğitim sürecinde öğrencilerin ilgileriniçekmek amacıyla çeşitli web 2.0 uygulamalarından yararlanmışlardır. Pandemi sürecininsona ermesiyle yüz yüze eğitimde de öğrencilerin ilgisini canlı tutmak ve konuyu daha iyiöğrenmesini sağlamak amacıyla bu web 2.0 teknolojilerden sıklıkla yararlanılması önemtaşımaktadır. Eğitimde yararlanılabilecek bu uygulamaların başında artırılmış gerçeklik(augmented reality) uygulamaları gelmektedir. Artırılmış gerçeklik uygulamalarından herkademede farklı derslerde kullanılabileceği gibi ortaokul düzeyinde yararlanılabilecekbaşlıca derslerden biri de sosyal bilgilerdir. Özellikle coğrafya konularının öğretiminde buuygulamalardan etkin şekilde yararlanılabilir. Bu kapsamda araştırmanın amacı ortaokulöğrencilerinin artırılmış gerçeklik uygulamalarına ilişkin görüşlerini ortaya koymaktır. Nitelaraştırma yöntemlerinden temel nitel araştırmanın kullanıldığı bu araştırmanın çalışmagrubunu 21 altıncı sınıf öğrencisi oluşturmaktadır. Veriler iki hafta boyunca gerçekleştirilenartırılmış gerçeklik uygulamalarının ardından görüş formu aracılığıyla yazılı olarak eldeedilmiştir. Elde edilen verilen betimsel analiz ile çözümlenmiştir. Araştırma sonucundaartırılmış gerçeklik uygulamalarına ilişkin öğrencilerin önemli deneyimler kazandıkları vekonuları daha iyi öğrendikleri tespit edilmiştir. Bu çalışma TÜBİTAK Bilim İnsanıDestekleme Daire Başkanlığı tarafından 2209-A Üniversite Öğrencileri Araştırma ProjeleriDestekleme Programı kapsamında 1919B012102928 başvuru numarasıyla desteklenmiştir.

  • Open Access Turkish
    Authors: 
    Zümral GÜLTEKİN;
    Publisher: Arif YILDIZ

    This study investigates the effect of academics' fear of Covid 19 on job performance. In addition, it is among the sub-objectives of the research to investigate whether the fear of Covid 19 and job performance differ according to some demographic variables. For this purpose, the data were obtained from 304 academicians working at a state university. Regression analysis was performed to investigate the effect between variables. In order to determine the differences according to demographic characteristics, a one-way analysis of variance was performed with the independent sample t-test. As a result of the research, it was determined that the fear of Covid 19 in academicians did not significantly affect work performance. Other research results are that the fear of Covid 19 is more in female academicians and that job performance increases as the age increases. Although there are studies investigating the relationship between fear of Covid 19 and work performance in the domestic literature, the absence of a study on academics increases the importance of the research. Bu çalışmanın amacı akademisyenlerin Covid 19 korkusunun iş performansına etkisini araştırmaktır. Ayrıca bazı demografik değişkenlere göre Covid 19 korkusunun ve iş performansının farklılaşıp farklılaşmadığını tespit etmeye çalışmak araştırmanın alt amaçları arasında yer almaktadır. Bu amaç doğrultusunda veriler bir devlet üniversitesinde görev yapan 304 akademisyenden elde edilmiştir. Değişkenler arasındaki etkiyi araştırmak için regresyon analizi yapılmıştır. Demografik özelliklere göre farklılıkları tespit etmek için ise bağımsız örneklem t-testi ile tek yönlü varyans analizleri yapılmıştır. Araştırma sonucunda akademisyenlerde Covid 19 korkusunun iş performansına anlamlı bir etkisi olmadığı tespit edilmiştir. Kadın akademisyenlerde Covid 19 korkusunun daha fazla olduğu, yaş arttıkça iş performansının arttığı araştırmanın diğer sonuçlarıdır. Yerli yazında Covid 19 korkusu ve iş performansı ilişkisini araştıran çalışmalar olsa da akademisyenler üzerine yapılan bir çalışmanın olmaması araştırmanın önemini artırmaktadır.

  • Open Access Turkish
    Authors: 
    Tabur, Ayhan; Orhan, Fatih;
    Publisher: Zenodo

    Aim: Many factors affect mortality rates due to COVID-19. COVID-19 causes many changes in patient blood parameters. Therefore, in our study, we aimed to evaluate whether there is a relationship between the analysis of basic laboratory findings of COVID-19 patients admitted to the emergency department and mortality due to COVID-19. *.%%3%.&.:&&.3- <) /..&..&.3&.'+. F'&. Material-Method: The blood measurement values of the patients admitted to the emergency department with the diagnosis of COVID-19 were evaluated retrospectively. The progress of the patients was examined electronically and recorded as recovery and death. A total of 3965 patients were included in the study, and patients with radiologically positive but negative PCR tests were not included in the study. Results: A statistically significant difference was found in the levels of leukocytes, lymphocytes, HGB, MPV, Basophils, Neutrophils, CRP, PTZ, INR and paCO₂, whether the patients were healthy or deceased (p<0.05). It was determined that there was no statistically significant difference in Platelet, Eosinophil, ALT, AST, CK and O₂ levels (p>0.05). According to these findings, high Mean Platelet Volume, Leukocyte, Basophil, Neutrophil, CRP and PaCO2 values and low Lymphocyte, Hemoglobin, PTZ and INR values were evaluated as a significant relationship with mortality. Conclusion: We evaluate that leukocytes, neutrophils and lymphocytes, CRP, clotting times and anemia are important parameters for predicting mortality rates from COVID. It should be known that close follow-up of COVID patients with these parameters will be beneficial.

  • Open Access Turkish
    Authors: 
    GÖK, Gülhan;
    Publisher: Engin ÇAKIR

    Being able to adapt to changing environmental conditions is extremely important for the sustainability of organizations. At this point, it is necessary to make strategic decisions by foreseeing the future. Especially during the Covid-19 pandemic process, this requirement has been understood more clearly for all sectors. In the health sector, there were problems in accessing health services due to the restrictions imposed due to the pandemic. In order to overcome these problems, a strategic decision was made to benefit from telecommunication technologies. With this research, it is aimed to create strategies for the development of these services by evaluating tele-health services consisting of services based on telecommunication technologies during the Covid-19 pandemic process. Research data were collected by semi-structured interview method, one of the qualitative research methods. Within the scope of the research, 14 family physicians were reached and the data obtained from these family physicians were evaluated. In the study, the views of family physicians on tele-health services that they had to use during the Covid-19 pandemic were analyzed with the SWOT Analysis technique. As a result of the analysis, the obstacles and risks in front of the development of tele-health services were determined and strategies for their elimination were developed. In addition, it has been determined that there are many strengths of tele-health and opportunities to support the development of tele-health in the context of the views of family physicians participating in the research. On the other hand, it has been determined that tele-health, which is planned to be used in our country, has weaknesses that need to be developed and threats that negatively affect or have the potential to affect its development. Değişen çevre koşullarına uyum sağlayabilmek örgütlerin sürdürülebilirliği için son derece önemlidir. Bu noktada geleceği öngörerek stratejik kararlar alabilmek gerekir. Özellikle Covid-19 pandemisi sürecinde bu gereklilik tüm sektörler için daha da net olarak anlaşılmıştır. Sağlık sektöründe ise pandemiye bağlı olarak getirilen kısıtlamalar nedeniyle sağlık hizmetlerine erişim sorunları yaşanmıştır. Bu sorunların üstesinden gelebilmek için stratejik bir kararla telekomünikasyon teknolojilerinden yararlanma yoluna gidilmiştir. Bu araştırma ile Covid-19 pandemisi sürecinde telekomünikasyon teknolojilerine dayalı hizmetlerden oluşan tele-sağlık hizmetleri değerlendirilerek bu hizmetlerin geliştirilmesi için stratejiler oluşturulması amaçlanmıştır. Araştırma verileri nitel araştırma yöntemlerinden yarı yapılandırılmış görüşme yöntemi ile toplanmıştır. Araştırma kapsamında 14 aile hekimine ulaşılmış olup bu aile hekimlerinden elde edilen veriler değerlendirilmiştir. Araştırmada aile hekimlerinin Covid-19 pandemisi sürecinde kullanmak durumunda kaldıkları tele-sağlık hizmetlerine ilişkin görüşleri SWOT Analizi tekniği ile analiz edilmiş. Analiz sonucunda tele-sağlık hizmetlerinin gelişmesinin önündeki engeller ve riskler belirlenerek ortadan kaldırılmasına ilişkin stratejiler geliştirilmiştir. Ayrıca araştırmaya katılan aile hekimlerinin görüşleri bağlamında tele-sağlığın birçok güçlü yönünün ve tele-sağlığın gelişimine destek sağlayacak fırsatların bulunduğu belirlenmiştir. Diğer taraftan ülkemizde kullanımının yaygınlaştırılması planlanan tele-sağlığın geliştirilmesi gereken zayıf yönlerinin ve gelişimini olumsuz etkileyen ya da etkileme potansiyeli bulunan tehditlerin söz konusu olduğu saptanmıştır.

  • Open Access Turkish
    Authors: 
    Öznur ARSLAN;
    Publisher: Kırgızistan Türkiye Manas Üniversitesi

    This study was conducted to measure the level of impact of accounting professionals on the Covid-19 pandemic. For this purpose, a questionnaire was applied to 139 professional members registered in the Sivas Chamber of Certified Public Accountants. The data obtained were statistically evaluated. As a result of the study, it was determined that the remote working conditions that emerged with the pandemic negatively affected the communication and relations of the professionals with the taxpayers. This situation increased their work stress, as well as the legal regulations that emerged with the pandemic, were not detailed and understandable, and the necessary time was not given to understand and implement these legal regulations. Professionals working under these unfavorable conditions have also stated that they do not receive the necessary prestige and economic value. Bu çalışma, muhasebe meslek mensuplarının Covid-19 pandemisinden etkilenme düzeylerini ölçmek amacıyla yapılmıştır. Bu amaçla Sivas Serbest Muhasebeci Mali Müşavirler Odası’na kayıtlı 139 meslek mensubuna anket uygulanmıştır. Elde edilen veriler istatistiksel olarak değerlendirilmiştir. Çalışma sonucunda, meslek mensuplarının salgınla birlikte ortaya çıkan uzaktan çalışma koşullarının mükelleflerle olan iletişim ve ilişkilerini olumsuz etkilediğini ve bu durumun iş streslerini artırdığını bununla birlikte salgın ile birlikte ortaya çıkan yasal düzenlemelerin de detaylı ve anlaşılır olmadığını, bu yasal düzenlemelerin anlaşılması ve uygulanması için gerekli zamanın verilmediği saptanmıştır. Bu olumsuz şartlar altında çalışan meslek mensupları, gereken itibarı ve ekonomik değeri görmediklerini de beyan etmişlerdir.