Advanced search in Research products
Research products
arrow_drop_down
Searching FieldsTerms
Any field
arrow_drop_down
includes
arrow_drop_down
Include:
The following results are related to COVID-19. Are you interested to view more results? Visit OpenAIRE - Explore.
4,901 Research products, page 1 of 491

  • COVID-19
  • Publications
  • Other research products
  • 2012-2021
  • Turkish

10
arrow_drop_down
Date (most recent)
arrow_drop_down
  • Open Access Turkish
    Authors: 
    Gümüş, Niyazi;
    Publisher: Zenodo

    Konu ve Amaç: 2019 yılı sonlarında Çin’de başlayan ve halen de devam etmekte olan Covid-19 salgını bütün dünyayı etkilediği gibi Türkiye’yi de olumsuz yönde etkilemiştir. Küresel ticaret bu süreçten olumsuz etkilenmiş ve dünya ekonomileri küçülmüştür. Dünyada ve Türkiye’de salgının kontrol altına alınması amacıyla alınan tedbirler kapsamında bazı iş yerleri kapatılmış, buralarda çalışan birçok kişi işini kaybetmiş ve gelir kaybına uğramıştır. Bu durum Türkiye’de yoksulluğun artmasına neden olmuştur. Bu çalışmanın amacı pandemi döneminde artan yoksulluğun azaltılmasına katkı sunmaktır. Yöntem: Çalışmamızda Covid-19 salgınının Türkiye’de yoksulluğun artmasına etkileri ve yoksulluğun azaltılmasında zekâtın önemi araştırılmıştır. Çalışmada TÜİK ve Dünya Bankası verilerinden istifade edilerek yoksulluğun boyutu incelenmiştir. Bulgular: Pandemi döneminde yoksulluğun arttığı, gelir dağılımının yoksullar aleyhine bozulduğu görülmüştür. Türkiye Cumhuriyeti bu sürecin etkilerini azaltmak amacıyla bazı transferler yapmış olsa da bu harcamalar yoksulluğun azaltılmasında ve gelir kaybının telafi edilmesinde yeterli olamamıştır. Bu nedenle ek kaynak olarak 2020 yılında 23.341 milyon $ olan zekât potansiyeli de dikkate alınmalıdır. Sonuç: Devletin yapmış olduğu sosyal yardımlara mali bir ibadet olan ve yoksullukla mücadelede önemli bir araç olan zekâtı da ekleyerek daha iyi sonuçlar edilmesi mümkündür. Zekâttan maksimum fayda sağlamak için de zekâtın kurumsallaşmasının önemi büyüktür.

  • Open Access Turkish
    Authors: 
    Uzuntarla, Fatma;
    Publisher: Zenodo

    Sayın editör, Çalışan sağlığı ve güvenliği kapsamında güvenlik farkındalığının güvenli davranışlar üzerinde etkisini incelemek amacıyla, bir eğitim ve araştırma hastanesinde görev yapan 418 sağlık çalışanıyla gerçekleştirdiğimiz araştırma sonuçları Journal of Occupational Health dergisinde 2020 yılında yayınlanmıştır (1). Araştırma sonuçları bize güvenlik farkındalığı ile güvenli davranışlar arasında pozitif yönlü istatistiksel olarak anlamlı ilişki olduğunu ve güvenlik farkındalığının artmasının güvenli davranış düzeyinin artmasına neden olduğunu gösterdi. 2020 yılı öncesinde gerçekleştirilen bu araştırma sonuçları, 2020 yılı başı itibariyle tüm dünyayı etkisine alan COVID-19 pandemisi nedeniyle daha da önem kazanmıştır. Çünkü Türkiye’de Türk Tabipler Birliği’nin raporuna göre; pandeminin başından Haziran 2021’e kadar 403 aktif sağlık çalışanı hayatını kaybetti. COVID-19’a bağlı bu ölümlerin %36,0’sı hekimlerde, %13,2’si eczacılarda ve % 6,0’sı hemşire ve ebelerde oldu (2). Bu durum gerek Türkiye’de gerekse dünya genelinde güncel araştırmaları da beraberinde getirmiştir. Uzuntarla ve Ceyhan tarafından Türkiye’de sağlık çalışanlarıyla (3), öğrencilerle (4) ve akademisyenlerle (5) gerçekleştirilen çalışmalarda da bilgi ve güvenlik farkındalığının artmasının güvenli davranışı olumlu etkilediği bulunmuştur. Dolayısıyla 2021 yılı sonu itibariyle halen etkisini gösteren ve farklı mutasyonlarının ortaya çıktığı bu hastalık sebebiyle sağlık çalışanlarının kayıp vermesindeki en önemli etkenin yetersiz güvenlik farkındalığı olduğunu düşünmekteyim. Sonuç olarak; sağlık eğitimcilerinin ve karar alıcılarının bu konu üzerinde hassasiyetle durmasının sahaya olumlu yansımalarının olacağını ve sözü edilen kayıpların azalacağını değerlendirmekteyim.

  • Open Access Turkish
    Authors: 
    Tolga BEŞİKÇİ; Esra EMİR; Emrah ÖZDEMİR; Ezgi ABAY;
    Publisher: Kadir YILDIZ

    Dünya Sağlık Örgütü (WHO) tarafından COVID-19 olarak adlandırılan koronavirüs pandemisi tüm dünyayı etkisi altına alarak yeni yaşam koşullarını beraberinde getirmiştir. Bu süreçte bireylerin psikolojik durumlarında ve rekreasyonel aktivitelerde algılanan sağlık çıktılarında farklılaşmanın olacağı düşüncesiyle yapılan bu çalışmada bireylerin psikolojik sağlamlık düzeyleri ve rekreasyonda algılanan sağlık çıktılarının incelenmesi amaçlanmıştır. Bu amaç doğrultusunda çalışmaya Türkiye’nin farklı bölgelerinde ikamet eden 516 kişi (255 kadın, 261 erkek) gönüllü olarak katılmıştır. Araştırma verileri pandemi koşulları nedeniyle online ortamda hazırlanan çevrimiçi anket yöntemiyle toplanmıştır. Veri toplama aracı olarak kişisel bilgi formunun yanında Türkçeye Tayfun Doğan (2015) tarafından uyarlanan “Kısa Psikolojik Sağlamlık Ölçeği” ve Yerlisu Lapa vd., (2017) tarafından uyarlanan “Rekreasyonda Algılanan Sağlık Çıktıları Ölçeği” kullanılmıştır. Veri analizinde bağımsız örneklemler için t testi, tek faktörlü ANOVA ve Pearson Korelasyon testleri kullanılmıştır. Araştırmadan elde edilen bulgularda, cinsiyet değişkenine göre katılımcıların psikolojik sağlamlık düzeyleri puan ortalamalarının istatistiksel olarak anlamlı bir şekilde farklılaştığı görülmektedir. Katılımcıların herhangi bir sağlık/fitness merkezine üyelik durumlarına göre yapılan analizde rekreasyonda algılanan sağlık çıktıları ölçeğinin tüm alt boyutlarında, fiziksel aktiviteye katılım durumu değişkeninde ise her iki ölçekte ve tüm alt boyutlarda istatistiksel olarak anlamlı farklılık görülmektedir. Bununla birlikte katılımcıların psikolojik sağlamlık düzeyleri ile rekreasyonda algılanan sağlık çıktıları ortalama puanları arasında pozitif yönde anlamlı bir ilişki olduğu sonucuna varılmaktadır. Sonuç olarak, Covid-19 pandemi sürecinde fiziksel açıdan aktif olan ve düzenli egzersiz yapan bireylerin psikolojik sağlamlık düzeylerinin ve rekreatif aktivitelerde algıladıkları sağlık çıktılarının daha yüksek olduğu belirtilebilir. Bu durumda, katılımcıların psikolojik sağlamlık düzeyleri arttıkça rekreasyondan algıladıkları sağlık çıktıları düzeyinin de arttığı söylenebilir. The coronavirus pandemic, named as COVID-19 by the World Health Organization (WHO), has brought new living conditions with it by affecting the whole world. In this process, it was aimed to examine the psychological resilience levels of individuals and their perceived health outcomes in recreation, with the thought that there would be differentiation in the psychological state of individuals and their participation in recreational activities. For this purpose, 516 people (255 women, 261 men) residing in different regions of Turkey participated in the study voluntarily. The research data were collected by the online survey method prepared in the online environment due to the pandemic conditions. In addition to the personal information form, "short psychological resilience scale" and "perceived health outcomes scale in recreation" were used as data collection tools. In data analysis, t-test for independent samples, single-factor ANOVA and Pearson Correlation tests were used. In the findings obtained from the research, it is seen that the mean scores of the psychological resilience levels of the participants differ in a statistically significant way according to the gender variable. In the analysis made according to status of the participants membership to any health/fitness center, there is a statistically significant difference in all sub-scales of the scale of perceived health outcomes in recreation, and in both scales and all sub- scales in the variable of participation in physical activity. However, it is concluded that there is a positive and significant correlation between the psychological resilience levels of the participants and the mean scores of perceived health outcomes in recreation. As a result, it can be stated that individuals who are physically active and exercise regularly during the Covid-19 pandemic process have higher levels of psychological resilience and perceived health outcomes in recreational activities. In this case, it can be said that as the psychological resilience levels of the participants increase, the level of perceived health outcomes from recreation also increases.

  • Closed Access Turkish
    Authors: 
    Cerit, Kamuran;

    Covid-19 gibisalgınlar, genellikle toplumda artan korku ve endişe yaratarak, birçok kişinindavranışlarında, sosyal ve psikolojik esenliğinde bozulmalara neden olur.Ayrıca sağlık çalışanlarının, bulaşma açısından daha yüksek riske sahipolmaları ve Covid-19 izolasyon tedbirleri ve ağır iş yükü altında çalışmalarınedeniyle, kaygı düzeylerinin daha çok artacağı düşünülebilir. Çalışmanın amacıbireylerin Covid-19 ilişkili kaygı düzeylerini ve kaygıyla başa çıkma yollarını,sağlık çalışanlarının kaygı düzeyinin diğer bireylerden farklı olup olmadığınıve kaygıyı etkileyen demografik faktörleri belirlemektir. Çalışma Mayıs-Temmuz2020 tarihleri arasında, Google formlar aracılığıyla 1017 katılımcıdan eldeedilen verilerle gerçekleştirilmiştir. Verilerin toplanmasında; araştırmacıtarafından geliştirilerek geçerlik ve güvenirlik analizleri yapılan, 12maddelik Covid-19 ilişkili kaygı ölçeği, kaygıyla başa çıkma yolları için 13ifade ve bazı demografik sorular kullanılmıştır. Covid-19 kaygı ölçeğivaryansın %71’ini açıklayan “bilişsel”, “fizyolojik ve duygusal” ve“davranışsal” kaygı şeklinde üç boyuttan oluşmuştur. Ölçeğin Cronbach alphakatsayısı 0.85’dir. Katılımcıların Covid-19 ilişkili kaygı düzeyleri orta seviyeninbiraz üzerindedir (2.83±0.72). Sağlık çalışanlarının kaygı düzeyleri diğerkişilerden farklı değildir. Katılımcıların yaşı, cinsiyeti, Türkiye'de ya dayurt dışında yaşama durumu, çalışma durumu/şekli ve sigara tüketimi gibidemografik özelliklerine göre kaygı düzeyleri arasında fark saptanmıştır.Kaygıyla başa çıkma yolları olarak bilişsel başa çıkma, sosyal destek, dikkatibaşka yöne çekme ve relaksasyon teknikleri belirlenmiştir. Covid-19 salgınınınbireyler ve sağlık çalışanları üzerindeki etkilerinin anlaşılması için ilgiliçalışmaların arttırılması gerekmektedir. Pandemics such as Covid-19 often create heightened fear and anxiety,causing deterioration in the behaviors, social and psychological well-being ofmany people. It can be thought that the anxiety levels of healthcare workerswill increase more because they have a higher risk of contamination and workunder Covid-19 isolation-measures and heavy workload. The aim of this study isto determine the Covid-19-related anxiety levels of individuals, the ways ofcoping with, the demographic factors affecting anxiety, and ultimately whetherthe anxiety level of healthcare workers is different from others. The study wascarried out with data obtained from 1017 participants via google forms betweenMay-July 2020. In the collection of data, the 12-item Covid-19-related anxietyscale, which was developed by researcher and analyzed for validity andreliability; 13 items for ways of coping; some demographic questions were used.The Covid-19 related anxiety scale consisted of three dimensions: “cognitive”,“physiological and emotional”, “behavioral”, which explained 71% of thevariance. The Cronbach alpha of the scale was 0.85. The Covid-19 relatedanxiety levels of participants were slightly above the moderate level (2.83±0.72).The anxiety levels of health workers was not different from others. There was adifference in anxiety levels according to the demographic characteristics ofparticipants, such as age, gender, living in Turkey or abroad, workingstatus/type, and smoking addiction. Cognitive coping, social support,distraction, relaxation techniques were identified as ways to coping. Relevantstudies should be increased to understand the effects of pandemic onindividuals and healthcare workers.

  • Open Access Turkish
    Authors: 
    Mustafa YURTTADUR;
    Publisher: Nevşehir Hacı Bektaş Veli Üniversitesi

    Covid 19 pandemisi 2019 yılının Aralık ayından bu zamana dünya gündeminin ilk sırasında yer alan ve ülkeleri ekonomik, sosyal, siyasi, sağlık, eğitim, hukuk ile birçok alanda ciddi etkilenmelere maruz bırakan tarihi bir salgın olarak kayıtlara geçmiştir. Çalışmamızın amacı pandeminin katılım bankalarının karlılıklarını etkileyip etkilemediğini araştırmaktır. Bu amaç çerçevesinde pandemi öncesi ve pandeminin başlangıcından sonraki dönemler için Türkiye’de bulunan katılım bankalarının kar-zarar tabloları incelenmiştir. Çalışmanın yöntemi olarak katılım bankalarının pandemi öncesindeki karlılıklarını 2019 yılının her bir çeyrek kar – zarar tabloları ile 2020 yılının her bir çeyreğinin kar – zarar tabloları karşılaştırılarak bir karşılaştırma yapılmıştır. Dünya da yaşanan her krizin birçok alanda gerek insanı gerekse de kurumları oldukça olumsuz etkilediği göz önüne alındığında Covid 19 pandemisiyle oluşan ekonomik krizin beklenenin aksine katılım bankalarının karlılıklarını olumsuz yönde etkilemediği hatta pandeminin başlangıcından sonra katılım bankalarının karlılıklarının arttığı bulgularına ulaşılmıştır. Katılım bankalarının karlılıklarının pandemiden olumsuz etkilenmemiş olması katılım bankalarının karlılık politikalarının doğru olduğunu ve müşterilerinin katılım bankalarından pandemi sürecinde de memnun olduklarının bir göstergesidir. Karlılıklarını daha da artırabilmeleri için aynı politikalara devam etmeleri katılım bankaları açısından son derece önemlidir. Pandemi devam ederken her alandaki çalışmalarını katılım bankaları kararlılıkla sürdürmelidirler. Pandemi gerçeğinin ne zaman biteceğini tam olarak kestirmek zor olduğu için katılım bankaları pandemiyle birlikte karlılık oranlarını daha da iyi konuma nasıl getirebilecekleri noktasında ki yol haritalarını çok iyi belirleyebilirlerse olumlu anlamda çok daha hızlı yol alabilmeleri mümkün olacaktır.

  • Publication . Conference object . 2021
    Closed Access Turkish
    Authors: 
    Boztosun, Derviş; Demirtaş, Özgür; Adli, Fatih;
    Country: Turkey

    Sağlık alanında hizmetlerin etkin ve verimli kullanılabilmesi sağlık ekonomisi açısından önemlidir. Sondönemde dünyayı etkisi altına alan COVID-19 pandemisi, dünyanın ve ülkemizin içinde bulunduğuekonomik konjonktür ve gelişmeler, direkt sağlık alanında insan unsurunu etkilemektedir. Bu nedenlesağlığın ekonomik boyutu hem ülkeler hem de toplumlar açısından sürdürülebilir refah sağlamada önemarz etmektedir. Bu kapsamda literatürde özellikle son yıllarda sağlık ekonomisi alanına yönelik artan birilginin olduğu da gözlenmektedir. Ancak sağlık ekonomisi alanında yapılan çalışmaların bibliyometrikbir şekilde analiz edildiği ve gelecek çalışmalara bir altyapı oluşturması kapsamındaki çalışmalarınsınırlı sayıda olduğu görülmüştür. Çalışmalar genelde farklı değişken ve yöntemler ile literatüre katkısağlamakla birlikte, yapılan analizlerin toplu olarak değerlendirmesi bütünü görme ve alanın gidişatınayönelik yorum yapma adına önem arz etmektedir. Bu kapsamda mevcut çalışma ile özellikle sağlıkekonomisi alanında yapılan son otuz yıl içindeki çalışmaları çeşitli şekillerde ele alarak literatüre katkısağlanmaya çalışılmıştır. Bu çalışmanın amacı, sağlık ekonomisi disiplininde uluslararası alanyazındayayımlanan makalelerin çeşitli parametrelerle bibliyometrik bir analizini yapmaktır. Bu amaçdoğrultusunda 1991-2021 yılları arasında Web of Science veri tabanında Social Sciences Citation Index(SSCI), Science Cıtatıon Index Expanded (SCI-Expanded), Emerging Sources Citation Index (ESCI)atıf indekslerinde yayımlanmış 280 makale incelenmiştir. Değerlendirme safhasında öncelikle sağlıkekonomisi alanında yapılan çalışmalar yıl, yazar adı, başlık, dergi adı, atıf sayısı vb. bilgiler kapsamındatasniflenmiştir. Çalışmada öncelikle sağlık ekonomisi alanında yapılan makalelerin yıllara göre dağılımıincelenmiştir. Sonuçlar, en fazla çalışmanın 2019 yılında 44 makale olarak gerçekleştiğini ortayakoymaktadır. Ardından atıf analizi değerlendirmesinde sağlık ekonomisi alanında en fazla atıf alan ilk5 makale incelenmiştir. Sonuçlarda, en fazla atıf alan makale Huserrau ve ark. tarafından 2013 yılında“Value in Health” dergisinde yayınlanan “Consolidated Health Economic Evaluation ReportingStandards (CHEERS)-Explanation and Elaboration: A Report of the ISPOR Health EconomicEvaluation Publication Guidelines Good Reporting Practices Task Force” başlıklı makalesi 817 atıfsayısı ile ilk sırada yer aldığı gözlenmektedir.Anahtar Kelimeler: Sağlık Ekonomisi, Bibliyometrik Analiz, Web of Science In terms of health economy, effective and efficient use of health services is important. The COVID-19pandemic, which has recently affected the world, and the other economic conjuncture and developments,affected the human that is the direct output in the field of health. It has known that the economicdimension of health is important in providing sustainable welfare for both countries and societies. Inthis context, especially in recent years it is observed in the literature review that there is an increasing interest in health economics. However, it has been observed that the studies in the health economics,which are collected in a bibliometric way and the studies that form a basis for future studies, are limited.Although the studies generally contribute to the literature with different variables and methods, it isimportant to evaluate the analyzes in order to interprete the effects as a whole picture. In accordancewith this purpose, we tried to contribute to the literature by considering the studies in the last thirtyyears, in different ways. The aim of this study is to make a bibliometric analysis of the articles publishedin the international health economics literature economics with various parameters. For this aim, 280articles that were published in the Social Sciences Citation Index (SSCI), Science Citation IndexExpanded (SCI-Expanded), Emerging Sources Citation Index (ESCI) citation indexes in the Web ofScience database between 1991-2021 were examined. For the analyses, studies in the field of healtheconomics were determined by year, author's name, title, journal name, number of citations, etc.classified in the information. The results of the studies in the health economics according to years revealthat the highest number of studies are being done in 2019 with 44 articles. Then top 5 most cited articlesin the literature were investigated. In the results, it was seen that the most cited article was Huserrau etal. The article titled "Consolidated Health Economic Evaluation Reporting Standards (CHEERS)-Explanation and Elaboration: A Report of the ISPOR Health Economic Evaluation PublicationGuidelines Good Reporting Practices Task Force" published in the "Value in Health" journal in 2013ranks first with 817 citations.Key Words: Health Economics, Bibliometric Analysis, Web of Science.

  • Open Access Turkish
    Authors: 
    KARAKAŞ, Murtaza; TAPAN BROUTIN, Menekşe Seden; EZENTAŞ, Ridvan;
    Publisher: Mesut ÖZTÜRK

    Bu çalışma, bir ortaokul matematik öğretmeninin Covid-19 pandemisi sırasında gerçekleştirdiği hibrit eğitim sürecinde 6.sınıf düzeyindeki cebir öğretimi için kullandığı kaynakları inceleyerek öğretmenin dökümanlarının, öğretim sürecini etkileyen faktörlerin, öğretmen-öğrenci etkileşimlerinin ve şemaların ortaya çıkarılmasını amaçlamaktadır. Araştırma durum çalışması desenine uygun olarak tasarlanmış nitel bir çalışmadır. Araştırmanın katılımcısı ortaokulda görev yapmakta olan bir matematik öğretmenidir. Katılımcı, amaçlı örnekleme yöntemiyle belirlenmiştir. Araştırmada zengin veri elde etmek ve elde edilen verilerin kontrolünü sağlamak amacıyla birden çok veri toplama aracı kullanılmıştır. Veri toplama süreci katılımcı öğretmenden cebirsel ifadeler konusunun öğretimi için kullanacağı kaynak sistemlerinin şematik gösteriminin istenmesiyle başlamıştır. Ardından katılımcı ile yarı yapılandırılmış görüşme yapılmıştır. Ayrıca, işlenen dersin video kayıtları yapılandırılmamış gözlem tekniği ile incelenmiştir. Öğretim sürecinin sona ermesiyle yarı yapılandırılmış bir görüşme gerçekleştirilmiştir. Araştırmanın verileri içerik analizi yöntemi ile analiz edilmiştir. Araştırmanın önemli sonuçlarından birisi, öğretmenin kaynak seçiminin cebirin kendi yapısı, cebir öğretimine özel elemanlar ve öğretmenin kişisel tercihleri gibi faktörlerden doğrudan etkilendiğidir. This study aimed to reveal a teacher's documentation systems and factors affecting her teaching process by analyzing the resources used for the 6th-grade algebra teaching in the hybrid education process during the Covid-19 pandemic. The research is designed as a case study. The participant of the research is a mathematics teacher, who is working at a middle school and teaching 6th graders. In the research, multiple data collection tools were used to obtain rich data and to control the obtained data. The data collection process started by asking the teacher to draw her resource systems schematically. After, a semi-structured interview was held to determine the factors affecting the teacher's resources, documents, and teaching process. The video recording of the taught course was analyzed using an unstructured observation technique. After the end of the teaching process, a semi-structured interview was conducted to obtain the teacher's views on the ressources used during the lessons. The data of the research were analyzed by content analysis method. One of the important results of the study is that the teacher's choice of resources is directly affected by factors such as the structure of algebra itself, particular elements for teaching algebra, and the teacher's personal preferences.

  • Open Access Turkish
    Authors: 
    DERİCİ, Serkan;
    Publisher: Mustafa Hilmi ÇOLAKOĞLU

    Dünya genelinde yaşanan COVID 19 pandemisi ile beraber eğitimde ani bir şekilde uzaktan eğitim sistemine geçilmiştir. Eğitim 4.0 olarak hayatımıza giren uzaktan eğitim sistemi henüz ülkemizde olgunlaşma aşamasındadır. Gerek alt yapı yetersizliği olsun, gerekse de sistemin tanınmaması bakımından olsun bir takım sorunlar yaşanmaktadır. Bu kapsam da ülkemizde yaygın olarak kullanılan uzaktan eğitim platformları ele alınarak, eğitimciler ve öğrenciler gözünden hangi kriterlere göretercih edildiklerinin belirlenmesi amaçlanmıştır. Literatürde konu üzerinde detaylı çalışmalarının olmaması bakımından çalışma önem arz etmektedir. Bir diğer yandan, söz konusu kriterler belirlenirken literatürde ki e-hizmet kalitesi modellerinden yararlanılmış; yöntem olarak ise Analitik Hiyerarşi Prosesi yöntemi kullanılmıştır. Çalışma sonuçları ise iki bakımdan önem arz etmekdir. Birincisi uzaktan eğitim platformu geliştiricileri müşteri taleplerinde neye göre iyileştirmeye gideceklerini ve hangi özelliğe sahip platformu geliştirmeleri gerektiğini anlamalarıyken bir diğer yönden ise öğrenci ve eğiticilerin taleplerinin hangi kriterlere göre şekillendiğinin tespit edilmesidir. With the COVID 19 pandemic experienced around the world, education has suddenly switched to the distance education system. The distance education system, which entered our lives as Education 4.0, is still at the stage of maturation in our country. There are some problems both in terms of insufficient infrastructure and unrecognition of the system. In this context, it is aimed to determine according to which criteria they are preferred from the eyes of educators and students by considering the distance education platforms that are widely used in our country. The study is important in terms of the lack of detailed studies on the subject in the literature. On the other hand, while determining the said criteria, e-service quality models in the literature were used; The Analytical Hierarchy Process method was used as the method. The results of the study are important in two respects. First, distance education platform developers understand how to improve customer demands and what features they need to develop the platform, while on the other hand, it is to determine according to which criteria the demands of students and educators are shaped.

  • Open Access Turkish
    Authors: 
    Merve Uysal; Ahmet Erman Karagöz;
    Publisher: Yusuf ARSLAN

    Bu çalışmada, Covid-19 pandemi sürecinde yürütülen uzaktan eğitim uygulamalarına yönelik aday öğretmenlerin tutumlarının belirlenmesi hedeflenmiştir. Tarama modeli kullanılarak tasarlanan araştırmanın çalışma grubunu, 2020-2021 eğitim öğretim bahar döneminde Atatürk Öğretmen Akademisi’nde uzaktan eğitim uygulamaları ile öğrenim görmekte olan 127 aday öğretmen oluşturmaktadır. Araştırmada verilerin toplanması için Demografik Bilgi Formu ile Yıldırım, Yıldırım, Çelik ve Kahraman (2014) tarafından geliştirilen ‘Uzaktan Eğitim Öğrencilerinin Uzaktan Eğitime Yönelik Görüşleri’ ölçeği kullanılmıştır. Verilerin çözümlenmesinde tanımlayıcı istatistiksel yöntemler ile iki grup arasındaki farkın betimlenmesinde Mann Whitney U testi kullanılmıştır. Araştırmada, aday öğretmenler tarafından ortaya konulan tutumlar doğrultusunda, uzaktan eğitim uygulamalarını orta seviyede başarılı bulduklarının tespiti yapılmıştır. Buna ek olarak, cinsiyet, internete erişim durumu ile derse katılım durumu değişkenlerine göre ölçeğin genelinde anlamlı bir farklılık olduğu görülmüştür. In this study, it is aimed to determine the attitudes of pre-service teachers regarding distance education practices carried out during the Covid-19 pandemic process. The study group of the research who agreed to participate it, which was designed using the survey model, consists of 127 pre-service teachers studying distance education applications at Atatürk Teacher Training Academy in the spring term of 2020-2021 education. The Demographic Information Form and the ‘Views of Distance Education Students on Distance Education’ scale were used to collect data in the research. Descriptive analysis method was used to analyze the data and the Mann Whitney U test was used to describe the difference between the two groups. In this study, in accordance with the attitudes put forward by the preservice teachers, distance education practices were determined to be moderately successful. In addition to this, there was a significant difference in the overall of the scale according to the variables of gender, having internet access and class attendance.

  • Open Access Turkish
    Authors: 
    Mehmet ÇATLI; Elifsu DEMİR;
    Publisher: Ankara Sosyal Bilimler Üniversitesi

    2020 yılının mart ayıyla beraber tüm dünyayı etkisi altına alan Covid-19 pandemisi, diğer tüm alanları etkilediği gibi yargı alanını da etkilemiştir. Bir yandan yargı faaliyetlerinin her koşulda devamlılığının sağlanması gerekmekteyken, diğer yandan da bu faaliyetlerin kişilerin sağlığını riske atmadan yürütülebilmesi için birtakım önlemlerin alınması gerekli olmuştur. Bununla beraber, pandemi döneminde dahi, yargı faaliyetlerinin bireylerin yargısal temel hakları korunup gözetilerek yürütülmesi gerekmektedir. Hakkındaki bir suç isnadı nedeniyle yargılanan sanığın duruşmada hazır bulunma hakkı da bu yargısal temel haklardan biridir. Çalışmamızda, sanığın duruşmada hazır bulunma hakkı ve bu kapsamda bir dijital uygulama olarak kabul edilen SEGBİS usulünün kullanılması, AİHM ve Yargıtay kararları ışığında incelenmiş ve pandemi sürecinde yargının işleyişine ilişkin alınan tedbirlerin bu hakka olan etkisi yorumlanmıştır.

Advanced search in Research products
Research products
arrow_drop_down
Searching FieldsTerms
Any field
arrow_drop_down
includes
arrow_drop_down
Include:
The following results are related to COVID-19. Are you interested to view more results? Visit OpenAIRE - Explore.
4,901 Research products, page 1 of 491
  • Open Access Turkish
    Authors: 
    Gümüş, Niyazi;
    Publisher: Zenodo

    Konu ve Amaç: 2019 yılı sonlarında Çin’de başlayan ve halen de devam etmekte olan Covid-19 salgını bütün dünyayı etkilediği gibi Türkiye’yi de olumsuz yönde etkilemiştir. Küresel ticaret bu süreçten olumsuz etkilenmiş ve dünya ekonomileri küçülmüştür. Dünyada ve Türkiye’de salgının kontrol altına alınması amacıyla alınan tedbirler kapsamında bazı iş yerleri kapatılmış, buralarda çalışan birçok kişi işini kaybetmiş ve gelir kaybına uğramıştır. Bu durum Türkiye’de yoksulluğun artmasına neden olmuştur. Bu çalışmanın amacı pandemi döneminde artan yoksulluğun azaltılmasına katkı sunmaktır. Yöntem: Çalışmamızda Covid-19 salgınının Türkiye’de yoksulluğun artmasına etkileri ve yoksulluğun azaltılmasında zekâtın önemi araştırılmıştır. Çalışmada TÜİK ve Dünya Bankası verilerinden istifade edilerek yoksulluğun boyutu incelenmiştir. Bulgular: Pandemi döneminde yoksulluğun arttığı, gelir dağılımının yoksullar aleyhine bozulduğu görülmüştür. Türkiye Cumhuriyeti bu sürecin etkilerini azaltmak amacıyla bazı transferler yapmış olsa da bu harcamalar yoksulluğun azaltılmasında ve gelir kaybının telafi edilmesinde yeterli olamamıştır. Bu nedenle ek kaynak olarak 2020 yılında 23.341 milyon $ olan zekât potansiyeli de dikkate alınmalıdır. Sonuç: Devletin yapmış olduğu sosyal yardımlara mali bir ibadet olan ve yoksullukla mücadelede önemli bir araç olan zekâtı da ekleyerek daha iyi sonuçlar edilmesi mümkündür. Zekâttan maksimum fayda sağlamak için de zekâtın kurumsallaşmasının önemi büyüktür.

  • Open Access Turkish
    Authors: 
    Uzuntarla, Fatma;
    Publisher: Zenodo

    Sayın editör, Çalışan sağlığı ve güvenliği kapsamında güvenlik farkındalığının güvenli davranışlar üzerinde etkisini incelemek amacıyla, bir eğitim ve araştırma hastanesinde görev yapan 418 sağlık çalışanıyla gerçekleştirdiğimiz araştırma sonuçları Journal of Occupational Health dergisinde 2020 yılında yayınlanmıştır (1). Araştırma sonuçları bize güvenlik farkındalığı ile güvenli davranışlar arasında pozitif yönlü istatistiksel olarak anlamlı ilişki olduğunu ve güvenlik farkındalığının artmasının güvenli davranış düzeyinin artmasına neden olduğunu gösterdi. 2020 yılı öncesinde gerçekleştirilen bu araştırma sonuçları, 2020 yılı başı itibariyle tüm dünyayı etkisine alan COVID-19 pandemisi nedeniyle daha da önem kazanmıştır. Çünkü Türkiye’de Türk Tabipler Birliği’nin raporuna göre; pandeminin başından Haziran 2021’e kadar 403 aktif sağlık çalışanı hayatını kaybetti. COVID-19’a bağlı bu ölümlerin %36,0’sı hekimlerde, %13,2’si eczacılarda ve % 6,0’sı hemşire ve ebelerde oldu (2). Bu durum gerek Türkiye’de gerekse dünya genelinde güncel araştırmaları da beraberinde getirmiştir. Uzuntarla ve Ceyhan tarafından Türkiye’de sağlık çalışanlarıyla (3), öğrencilerle (4) ve akademisyenlerle (5) gerçekleştirilen çalışmalarda da bilgi ve güvenlik farkındalığının artmasının güvenli davranışı olumlu etkilediği bulunmuştur. Dolayısıyla 2021 yılı sonu itibariyle halen etkisini gösteren ve farklı mutasyonlarının ortaya çıktığı bu hastalık sebebiyle sağlık çalışanlarının kayıp vermesindeki en önemli etkenin yetersiz güvenlik farkındalığı olduğunu düşünmekteyim. Sonuç olarak; sağlık eğitimcilerinin ve karar alıcılarının bu konu üzerinde hassasiyetle durmasının sahaya olumlu yansımalarının olacağını ve sözü edilen kayıpların azalacağını değerlendirmekteyim.

  • Open Access Turkish
    Authors: 
    Tolga BEŞİKÇİ; Esra EMİR; Emrah ÖZDEMİR; Ezgi ABAY;
    Publisher: Kadir YILDIZ

    Dünya Sağlık Örgütü (WHO) tarafından COVID-19 olarak adlandırılan koronavirüs pandemisi tüm dünyayı etkisi altına alarak yeni yaşam koşullarını beraberinde getirmiştir. Bu süreçte bireylerin psikolojik durumlarında ve rekreasyonel aktivitelerde algılanan sağlık çıktılarında farklılaşmanın olacağı düşüncesiyle yapılan bu çalışmada bireylerin psikolojik sağlamlık düzeyleri ve rekreasyonda algılanan sağlık çıktılarının incelenmesi amaçlanmıştır. Bu amaç doğrultusunda çalışmaya Türkiye’nin farklı bölgelerinde ikamet eden 516 kişi (255 kadın, 261 erkek) gönüllü olarak katılmıştır. Araştırma verileri pandemi koşulları nedeniyle online ortamda hazırlanan çevrimiçi anket yöntemiyle toplanmıştır. Veri toplama aracı olarak kişisel bilgi formunun yanında Türkçeye Tayfun Doğan (2015) tarafından uyarlanan “Kısa Psikolojik Sağlamlık Ölçeği” ve Yerlisu Lapa vd., (2017) tarafından uyarlanan “Rekreasyonda Algılanan Sağlık Çıktıları Ölçeği” kullanılmıştır. Veri analizinde bağımsız örneklemler için t testi, tek faktörlü ANOVA ve Pearson Korelasyon testleri kullanılmıştır. Araştırmadan elde edilen bulgularda, cinsiyet değişkenine göre katılımcıların psikolojik sağlamlık düzeyleri puan ortalamalarının istatistiksel olarak anlamlı bir şekilde farklılaştığı görülmektedir. Katılımcıların herhangi bir sağlık/fitness merkezine üyelik durumlarına göre yapılan analizde rekreasyonda algılanan sağlık çıktıları ölçeğinin tüm alt boyutlarında, fiziksel aktiviteye katılım durumu değişkeninde ise her iki ölçekte ve tüm alt boyutlarda istatistiksel olarak anlamlı farklılık görülmektedir. Bununla birlikte katılımcıların psikolojik sağlamlık düzeyleri ile rekreasyonda algılanan sağlık çıktıları ortalama puanları arasında pozitif yönde anlamlı bir ilişki olduğu sonucuna varılmaktadır. Sonuç olarak, Covid-19 pandemi sürecinde fiziksel açıdan aktif olan ve düzenli egzersiz yapan bireylerin psikolojik sağlamlık düzeylerinin ve rekreatif aktivitelerde algıladıkları sağlık çıktılarının daha yüksek olduğu belirtilebilir. Bu durumda, katılımcıların psikolojik sağlamlık düzeyleri arttıkça rekreasyondan algıladıkları sağlık çıktıları düzeyinin de arttığı söylenebilir. The coronavirus pandemic, named as COVID-19 by the World Health Organization (WHO), has brought new living conditions with it by affecting the whole world. In this process, it was aimed to examine the psychological resilience levels of individuals and their perceived health outcomes in recreation, with the thought that there would be differentiation in the psychological state of individuals and their participation in recreational activities. For this purpose, 516 people (255 women, 261 men) residing in different regions of Turkey participated in the study voluntarily. The research data were collected by the online survey method prepared in the online environment due to the pandemic conditions. In addition to the personal information form, "short psychological resilience scale" and "perceived health outcomes scale in recreation" were used as data collection tools. In data analysis, t-test for independent samples, single-factor ANOVA and Pearson Correlation tests were used. In the findings obtained from the research, it is seen that the mean scores of the psychological resilience levels of the participants differ in a statistically significant way according to the gender variable. In the analysis made according to status of the participants membership to any health/fitness center, there is a statistically significant difference in all sub-scales of the scale of perceived health outcomes in recreation, and in both scales and all sub- scales in the variable of participation in physical activity. However, it is concluded that there is a positive and significant correlation between the psychological resilience levels of the participants and the mean scores of perceived health outcomes in recreation. As a result, it can be stated that individuals who are physically active and exercise regularly during the Covid-19 pandemic process have higher levels of psychological resilience and perceived health outcomes in recreational activities. In this case, it can be said that as the psychological resilience levels of the participants increase, the level of perceived health outcomes from recreation also increases.

  • Closed Access Turkish
    Authors: 
    Cerit, Kamuran;

    Covid-19 gibisalgınlar, genellikle toplumda artan korku ve endişe yaratarak, birçok kişinindavranışlarında, sosyal ve psikolojik esenliğinde bozulmalara neden olur.Ayrıca sağlık çalışanlarının, bulaşma açısından daha yüksek riske sahipolmaları ve Covid-19 izolasyon tedbirleri ve ağır iş yükü altında çalışmalarınedeniyle, kaygı düzeylerinin daha çok artacağı düşünülebilir. Çalışmanın amacıbireylerin Covid-19 ilişkili kaygı düzeylerini ve kaygıyla başa çıkma yollarını,sağlık çalışanlarının kaygı düzeyinin diğer bireylerden farklı olup olmadığınıve kaygıyı etkileyen demografik faktörleri belirlemektir. Çalışma Mayıs-Temmuz2020 tarihleri arasında, Google formlar aracılığıyla 1017 katılımcıdan eldeedilen verilerle gerçekleştirilmiştir. Verilerin toplanmasında; araştırmacıtarafından geliştirilerek geçerlik ve güvenirlik analizleri yapılan, 12maddelik Covid-19 ilişkili kaygı ölçeği, kaygıyla başa çıkma yolları için 13ifade ve bazı demografik sorular kullanılmıştır. Covid-19 kaygı ölçeğivaryansın %71’ini açıklayan “bilişsel”, “fizyolojik ve duygusal” ve“davranışsal” kaygı şeklinde üç boyuttan oluşmuştur. Ölçeğin Cronbach alphakatsayısı 0.85’dir. Katılımcıların Covid-19 ilişkili kaygı düzeyleri orta seviyeninbiraz üzerindedir (2.83±0.72). Sağlık çalışanlarının kaygı düzeyleri diğerkişilerden farklı değildir. Katılımcıların yaşı, cinsiyeti, Türkiye'de ya dayurt dışında yaşama durumu, çalışma durumu/şekli ve sigara tüketimi gibidemografik özelliklerine göre kaygı düzeyleri arasında fark saptanmıştır.Kaygıyla başa çıkma yolları olarak bilişsel başa çıkma, sosyal destek, dikkatibaşka yöne çekme ve relaksasyon teknikleri belirlenmiştir. Covid-19 salgınınınbireyler ve sağlık çalışanları üzerindeki etkilerinin anlaşılması için ilgiliçalışmaların arttırılması gerekmektedir. Pandemics such as Covid-19 often create heightened fear and anxiety,causing deterioration in the behaviors, social and psychological well-being ofmany people. It can be thought that the anxiety levels of healthcare workerswill increase more because they have a higher risk of contamination and workunder Covid-19 isolation-measures and heavy workload. The aim of this study isto determine the Covid-19-related anxiety levels of individuals, the ways ofcoping with, the demographic factors affecting anxiety, and ultimately whetherthe anxiety level of healthcare workers is different from others. The study wascarried out with data obtained from 1017 participants via google forms betweenMay-July 2020. In the collection of data, the 12-item Covid-19-related anxietyscale, which was developed by researcher and analyzed for validity andreliability; 13 items for ways of coping; some demographic questions were used.The Covid-19 related anxiety scale consisted of three dimensions: “cognitive”,“physiological and emotional”, “behavioral”, which explained 71% of thevariance. The Cronbach alpha of the scale was 0.85. The Covid-19 relatedanxiety levels of participants were slightly above the moderate level (2.83±0.72).The anxiety levels of health workers was not different from others. There was adifference in anxiety levels according to the demographic characteristics ofparticipants, such as age, gender, living in Turkey or abroad, workingstatus/type, and smoking addiction. Cognitive coping, social support,distraction, relaxation techniques were identified as ways to coping. Relevantstudies should be increased to understand the effects of pandemic onindividuals and healthcare workers.

  • Open Access Turkish
    Authors: 
    Mustafa YURTTADUR;
    Publisher: Nevşehir Hacı Bektaş Veli Üniversitesi

    Covid 19 pandemisi 2019 yılının Aralık ayından bu zamana dünya gündeminin ilk sırasında yer alan ve ülkeleri ekonomik, sosyal, siyasi, sağlık, eğitim, hukuk ile birçok alanda ciddi etkilenmelere maruz bırakan tarihi bir salgın olarak kayıtlara geçmiştir. Çalışmamızın amacı pandeminin katılım bankalarının karlılıklarını etkileyip etkilemediğini araştırmaktır. Bu amaç çerçevesinde pandemi öncesi ve pandeminin başlangıcından sonraki dönemler için Türkiye’de bulunan katılım bankalarının kar-zarar tabloları incelenmiştir. Çalışmanın yöntemi olarak katılım bankalarının pandemi öncesindeki karlılıklarını 2019 yılının her bir çeyrek kar – zarar tabloları ile 2020 yılının her bir çeyreğinin kar – zarar tabloları karşılaştırılarak bir karşılaştırma yapılmıştır. Dünya da yaşanan her krizin birçok alanda gerek insanı gerekse de kurumları oldukça olumsuz etkilediği göz önüne alındığında Covid 19 pandemisiyle oluşan ekonomik krizin beklenenin aksine katılım bankalarının karlılıklarını olumsuz yönde etkilemediği hatta pandeminin başlangıcından sonra katılım bankalarının karlılıklarının arttığı bulgularına ulaşılmıştır. Katılım bankalarının karlılıklarının pandemiden olumsuz etkilenmemiş olması katılım bankalarının karlılık politikalarının doğru olduğunu ve müşterilerinin katılım bankalarından pandemi sürecinde de memnun olduklarının bir göstergesidir. Karlılıklarını daha da artırabilmeleri için aynı politikalara devam etmeleri katılım bankaları açısından son derece önemlidir. Pandemi devam ederken her alandaki çalışmalarını katılım bankaları kararlılıkla sürdürmelidirler. Pandemi gerçeğinin ne zaman biteceğini tam olarak kestirmek zor olduğu için katılım bankaları pandemiyle birlikte karlılık oranlarını daha da iyi konuma nasıl getirebilecekleri noktasında ki yol haritalarını çok iyi belirleyebilirlerse olumlu anlamda çok daha hızlı yol alabilmeleri mümkün olacaktır.

  • Publication . Conference object . 2021
    Closed Access Turkish
    Authors: 
    Boztosun, Derviş; Demirtaş, Özgür; Adli, Fatih;
    Country: Turkey

    Sağlık alanında hizmetlerin etkin ve verimli kullanılabilmesi sağlık ekonomisi açısından önemlidir. Sondönemde dünyayı etkisi altına alan COVID-19 pandemisi, dünyanın ve ülkemizin içinde bulunduğuekonomik konjonktür ve gelişmeler, direkt sağlık alanında insan unsurunu etkilemektedir. Bu nedenlesağlığın ekonomik boyutu hem ülkeler hem de toplumlar açısından sürdürülebilir refah sağlamada önemarz etmektedir. Bu kapsamda literatürde özellikle son yıllarda sağlık ekonomisi alanına yönelik artan birilginin olduğu da gözlenmektedir. Ancak sağlık ekonomisi alanında yapılan çalışmaların bibliyometrikbir şekilde analiz edildiği ve gelecek çalışmalara bir altyapı oluşturması kapsamındaki çalışmalarınsınırlı sayıda olduğu görülmüştür. Çalışmalar genelde farklı değişken ve yöntemler ile literatüre katkısağlamakla birlikte, yapılan analizlerin toplu olarak değerlendirmesi bütünü görme ve alanın gidişatınayönelik yorum yapma adına önem arz etmektedir. Bu kapsamda mevcut çalışma ile özellikle sağlıkekonomisi alanında yapılan son otuz yıl içindeki çalışmaları çeşitli şekillerde ele alarak literatüre katkısağlanmaya çalışılmıştır. Bu çalışmanın amacı, sağlık ekonomisi disiplininde uluslararası alanyazındayayımlanan makalelerin çeşitli parametrelerle bibliyometrik bir analizini yapmaktır. Bu amaçdoğrultusunda 1991-2021 yılları arasında Web of Science veri tabanında Social Sciences Citation Index(SSCI), Science Cıtatıon Index Expanded (SCI-Expanded), Emerging Sources Citation Index (ESCI)atıf indekslerinde yayımlanmış 280 makale incelenmiştir. Değerlendirme safhasında öncelikle sağlıkekonomisi alanında yapılan çalışmalar yıl, yazar adı, başlık, dergi adı, atıf sayısı vb. bilgiler kapsamındatasniflenmiştir. Çalışmada öncelikle sağlık ekonomisi alanında yapılan makalelerin yıllara göre dağılımıincelenmiştir. Sonuçlar, en fazla çalışmanın 2019 yılında 44 makale olarak gerçekleştiğini ortayakoymaktadır. Ardından atıf analizi değerlendirmesinde sağlık ekonomisi alanında en fazla atıf alan ilk5 makale incelenmiştir. Sonuçlarda, en fazla atıf alan makale Huserrau ve ark. tarafından 2013 yılında“Value in Health” dergisinde yayınlanan “Consolidated Health Economic Evaluation ReportingStandards (CHEERS)-Explanation and Elaboration: A Report of the ISPOR Health EconomicEvaluation Publication Guidelines Good Reporting Practices Task Force” başlıklı makalesi 817 atıfsayısı ile ilk sırada yer aldığı gözlenmektedir.Anahtar Kelimeler: Sağlık Ekonomisi, Bibliyometrik Analiz, Web of Science In terms of health economy, effective and efficient use of health services is important. The COVID-19pandemic, which has recently affected the world, and the other economic conjuncture and developments,affected the human that is the direct output in the field of health. It has known that the economicdimension of health is important in providing sustainable welfare for both countries and societies. Inthis context, especially in recent years it is observed in the literature review that there is an increasing interest in health economics. However, it has been observed that the studies in the health economics,which are collected in a bibliometric way and the studies that form a basis for future studies, are limited.Although the studies generally contribute to the literature with different variables and methods, it isimportant to evaluate the analyzes in order to interprete the effects as a whole picture. In accordancewith this purpose, we tried to contribute to the literature by considering the studies in the last thirtyyears, in different ways. The aim of this study is to make a bibliometric analysis of the articles publishedin the international health economics literature economics with various parameters. For this aim, 280articles that were published in the Social Sciences Citation Index (SSCI), Science Citation IndexExpanded (SCI-Expanded), Emerging Sources Citation Index (ESCI) citation indexes in the Web ofScience database between 1991-2021 were examined. For the analyses, studies in the field of healtheconomics were determined by year, author's name, title, journal name, number of citations, etc.classified in the information. The results of the studies in the health economics according to years revealthat the highest number of studies are being done in 2019 with 44 articles. Then top 5 most cited articlesin the literature were investigated. In the results, it was seen that the most cited article was Huserrau etal. The article titled "Consolidated Health Economic Evaluation Reporting Standards (CHEERS)-Explanation and Elaboration: A Report of the ISPOR Health Economic Evaluation PublicationGuidelines Good Reporting Practices Task Force" published in the "Value in Health" journal in 2013ranks first with 817 citations.Key Words: Health Economics, Bibliometric Analysis, Web of Science.

  • Open Access Turkish
    Authors: 
    KARAKAŞ, Murtaza; TAPAN BROUTIN, Menekşe Seden; EZENTAŞ, Ridvan;
    Publisher: Mesut ÖZTÜRK

    Bu çalışma, bir ortaokul matematik öğretmeninin Covid-19 pandemisi sırasında gerçekleştirdiği hibrit eğitim sürecinde 6.sınıf düzeyindeki cebir öğretimi için kullandığı kaynakları inceleyerek öğretmenin dökümanlarının, öğretim sürecini etkileyen faktörlerin, öğretmen-öğrenci etkileşimlerinin ve şemaların ortaya çıkarılmasını amaçlamaktadır. Araştırma durum çalışması desenine uygun olarak tasarlanmış nitel bir çalışmadır. Araştırmanın katılımcısı ortaokulda görev yapmakta olan bir matematik öğretmenidir. Katılımcı, amaçlı örnekleme yöntemiyle belirlenmiştir. Araştırmada zengin veri elde etmek ve elde edilen verilerin kontrolünü sağlamak amacıyla birden çok veri toplama aracı kullanılmıştır. Veri toplama süreci katılımcı öğretmenden cebirsel ifadeler konusunun öğretimi için kullanacağı kaynak sistemlerinin şematik gösteriminin istenmesiyle başlamıştır. Ardından katılımcı ile yarı yapılandırılmış görüşme yapılmıştır. Ayrıca, işlenen dersin video kayıtları yapılandırılmamış gözlem tekniği ile incelenmiştir. Öğretim sürecinin sona ermesiyle yarı yapılandırılmış bir görüşme gerçekleştirilmiştir. Araştırmanın verileri içerik analizi yöntemi ile analiz edilmiştir. Araştırmanın önemli sonuçlarından birisi, öğretmenin kaynak seçiminin cebirin kendi yapısı, cebir öğretimine özel elemanlar ve öğretmenin kişisel tercihleri gibi faktörlerden doğrudan etkilendiğidir. This study aimed to reveal a teacher's documentation systems and factors affecting her teaching process by analyzing the resources used for the 6th-grade algebra teaching in the hybrid education process during the Covid-19 pandemic. The research is designed as a case study. The participant of the research is a mathematics teacher, who is working at a middle school and teaching 6th graders. In the research, multiple data collection tools were used to obtain rich data and to control the obtained data. The data collection process started by asking the teacher to draw her resource systems schematically. After, a semi-structured interview was held to determine the factors affecting the teacher's resources, documents, and teaching process. The video recording of the taught course was analyzed using an unstructured observation technique. After the end of the teaching process, a semi-structured interview was conducted to obtain the teacher's views on the ressources used during the lessons. The data of the research were analyzed by content analysis method. One of the important results of the study is that the teacher's choice of resources is directly affected by factors such as the structure of algebra itself, particular elements for teaching algebra, and the teacher's personal preferences.

  • Open Access Turkish
    Authors: 
    DERİCİ, Serkan;
    Publisher: Mustafa Hilmi ÇOLAKOĞLU

    Dünya genelinde yaşanan COVID 19 pandemisi ile beraber eğitimde ani bir şekilde uzaktan eğitim sistemine geçilmiştir. Eğitim 4.0 olarak hayatımıza giren uzaktan eğitim sistemi henüz ülkemizde olgunlaşma aşamasındadır. Gerek alt yapı yetersizliği olsun, gerekse de sistemin tanınmaması bakımından olsun bir takım sorunlar yaşanmaktadır. Bu kapsam da ülkemizde yaygın olarak kullanılan uzaktan eğitim platformları ele alınarak, eğitimciler ve öğrenciler gözünden hangi kriterlere göretercih edildiklerinin belirlenmesi amaçlanmıştır. Literatürde konu üzerinde detaylı çalışmalarının olmaması bakımından çalışma önem arz etmektedir. Bir diğer yandan, söz konusu kriterler belirlenirken literatürde ki e-hizmet kalitesi modellerinden yararlanılmış; yöntem olarak ise Analitik Hiyerarşi Prosesi yöntemi kullanılmıştır. Çalışma sonuçları ise iki bakımdan önem arz etmekdir. Birincisi uzaktan eğitim platformu geliştiricileri müşteri taleplerinde neye göre iyileştirmeye gideceklerini ve hangi özelliğe sahip platformu geliştirmeleri gerektiğini anlamalarıyken bir diğer yönden ise öğrenci ve eğiticilerin taleplerinin hangi kriterlere göre şekillendiğinin tespit edilmesidir. With the COVID 19 pandemic experienced around the world, education has suddenly switched to the distance education system. The distance education system, which entered our lives as Education 4.0, is still at the stage of maturation in our country. There are some problems both in terms of insufficient infrastructure and unrecognition of the system. In this context, it is aimed to determine according to which criteria they are preferred from the eyes of educators and students by considering the distance education platforms that are widely used in our country. The study is important in terms of the lack of detailed studies on the subject in the literature. On the other hand, while determining the said criteria, e-service quality models in the literature were used; The Analytical Hierarchy Process method was used as the method. The results of the study are important in two respects. First, distance education platform developers understand how to improve customer demands and what features they need to develop the platform, while on the other hand, it is to determine according to which criteria the demands of students and educators are shaped.

  • Open Access Turkish
    Authors: 
    Merve Uysal; Ahmet Erman Karagöz;
    Publisher: Yusuf ARSLAN

    Bu çalışmada, Covid-19 pandemi sürecinde yürütülen uzaktan eğitim uygulamalarına yönelik aday öğretmenlerin tutumlarının belirlenmesi hedeflenmiştir. Tarama modeli kullanılarak tasarlanan araştırmanın çalışma grubunu, 2020-2021 eğitim öğretim bahar döneminde Atatürk Öğretmen Akademisi’nde uzaktan eğitim uygulamaları ile öğrenim görmekte olan 127 aday öğretmen oluşturmaktadır. Araştırmada verilerin toplanması için Demografik Bilgi Formu ile Yıldırım, Yıldırım, Çelik ve Kahraman (2014) tarafından geliştirilen ‘Uzaktan Eğitim Öğrencilerinin Uzaktan Eğitime Yönelik Görüşleri’ ölçeği kullanılmıştır. Verilerin çözümlenmesinde tanımlayıcı istatistiksel yöntemler ile iki grup arasındaki farkın betimlenmesinde Mann Whitney U testi kullanılmıştır. Araştırmada, aday öğretmenler tarafından ortaya konulan tutumlar doğrultusunda, uzaktan eğitim uygulamalarını orta seviyede başarılı bulduklarının tespiti yapılmıştır. Buna ek olarak, cinsiyet, internete erişim durumu ile derse katılım durumu değişkenlerine göre ölçeğin genelinde anlamlı bir farklılık olduğu görülmüştür. In this study, it is aimed to determine the attitudes of pre-service teachers regarding distance education practices carried out during the Covid-19 pandemic process. The study group of the research who agreed to participate it, which was designed using the survey model, consists of 127 pre-service teachers studying distance education applications at Atatürk Teacher Training Academy in the spring term of 2020-2021 education. The Demographic Information Form and the ‘Views of Distance Education Students on Distance Education’ scale were used to collect data in the research. Descriptive analysis method was used to analyze the data and the Mann Whitney U test was used to describe the difference between the two groups. In this study, in accordance with the attitudes put forward by the preservice teachers, distance education practices were determined to be moderately successful. In addition to this, there was a significant difference in the overall of the scale according to the variables of gender, having internet access and class attendance.

  • Open Access Turkish
    Authors: 
    Mehmet ÇATLI; Elifsu DEMİR;
    Publisher: Ankara Sosyal Bilimler Üniversitesi

    2020 yılının mart ayıyla beraber tüm dünyayı etkisi altına alan Covid-19 pandemisi, diğer tüm alanları etkilediği gibi yargı alanını da etkilemiştir. Bir yandan yargı faaliyetlerinin her koşulda devamlılığının sağlanması gerekmekteyken, diğer yandan da bu faaliyetlerin kişilerin sağlığını riske atmadan yürütülebilmesi için birtakım önlemlerin alınması gerekli olmuştur. Bununla beraber, pandemi döneminde dahi, yargı faaliyetlerinin bireylerin yargısal temel hakları korunup gözetilerek yürütülmesi gerekmektedir. Hakkındaki bir suç isnadı nedeniyle yargılanan sanığın duruşmada hazır bulunma hakkı da bu yargısal temel haklardan biridir. Çalışmamızda, sanığın duruşmada hazır bulunma hakkı ve bu kapsamda bir dijital uygulama olarak kabul edilen SEGBİS usulünün kullanılması, AİHM ve Yargıtay kararları ışığında incelenmiş ve pandemi sürecinde yargının işleyişine ilişkin alınan tedbirlerin bu hakka olan etkisi yorumlanmıştır.