Advanced search in Research products
Research products
arrow_drop_down
Searching FieldsTerms
Any field
arrow_drop_down
includes
arrow_drop_down
Include:
The following results are related to COVID-19. Are you interested to view more results? Visit OpenAIRE - Explore.
166 Research products, page 1 of 17

  • COVID-19
  • Other research products
  • Turkish

10
arrow_drop_down
Relevance
arrow_drop_down
  • Other research product . 2020
    Open Access Turkish
    Authors: 
    Yılmaz, Burak;
    Publisher: Işık Üniversitesi
    Country: Turkey

    Işık Üniversitesi öğretim görevlileri tarafından Covid-19 Pandemisi'nin ele alındığı yazı dizisi serisinin "İzleme Deneyiminin Yarınına Dair" konu başlıklı yayınıdır. Sosyal izolasyonun ve evde kalmanın, alışkanlıklarımızı hem değiştirmekte hem de geliştirmekte olduğunu deneyimlediğimiz zamanlardan geçmekteyiz. Bu durumun yansımalarının, birçok farklı disiplinin konusu olduğu biliniyor. Bunlardan bir tanesi de izleme alışkanlıklarımızın uğradığı değişimin daha da görünür hale gelmesi diyebiliriz.

  • Other research product . Other ORP type . 2021
    Open Access Turkish
    Authors: 
    Gökçe, Sebla;
    Publisher: Maltepe Üniversitesi
    Country: Turkey

    Yeni tip koronavirüs salgını her yaştan çocuğun psikolojisini etkiledi. Uzmanlar kaygı ve stres kaynaklı olarak çocuklarda uykusuzluk, korkulu rüya, iştahsızlık, huzursuzluk görülebileceğini, pandemi dönemi yaşayan çocukların gelecekte kaygı düzeyleri yüksek bireylere dönüşebileceğini söylüyor.

  • Closed Access Turkish
    Authors: 
    Köksal, Yağmur Öznur;
    Publisher: Hitit Üniversitesi
    Country: Turkey

    YÖK ID: 685768 Giriş ve Amaç: Sağlık okuryazarlığı; kişilerin sağlıkla ilgili bilgileri ve teknolojileri anlamalarına ve kullanmalarına izin veren, sağlıkla ilgili konularda sağlık çalışanları ile problemsiz iletişim kurabilmelerini sağlayan ve ayrıca edindikleri tüm bu bilgileri eleştirebilmeye de olanak tanıyan bilgi ve becerilere sahip olmak anlamına gelmektedir. COVID-19'un hızla pandemiye dönüşümü, insanları bu yeni durum hakkında bilgi edinmeye, bu bilgileri uygulamaya ve davranışlarını da bu bilgilere göre değiştirmeye zorlamıştır. Sağlık verilerini anlayamamak paniğe neden olabilir, gerçek bilginin ve doğru bilgi kaynaklarının etkisini azaltabilir. Bu nedenle yüksek seviyedeki sağlık okuryazarlığının, kriz durumları için gerekli olduğu düşünülmektedir. Bu çalışmada sağlık okuryazarlığının; pandemi ortamında COVİD-19 korku düzeyi üzerine etkisini araştırmayı amaçladık. Gereç ve Yöntem: Çalışma 2021 yılının Nisan ayında, hastanemize başvuran 268 yetişkinle yapıldı. Bireylere; Sosyodemografik Veri Toplama Aracıyla beraber TSOY-32 Ölçeği ve COVİD-19 Korkusu Ölçeği uygulandı. Bulgular: Analiz sonuçlarına göre TSOY-32 ölçek puanının 1 birim artmasının COVID-19 Korkusu Ölçek puanında 0,28 birim azalmaya sebep olduğu belirlendi. (P<0.05) TSOY-32 düzeyi yetersiz olan katılımcıların COVID-19 Korkusu Ölçek puanları, TSOY-32 düzeyi sorunlu–sınırlı, yeterli ve mükemmel düzeyde olan katılımcılara göre anlamlı daha yüksektir. (P=0.047, P=0.001, P<0.001). Katılımcılardan COVID-19 hastalığı geçirenlerin sağlık okuryazarlığı düzeyleri istatistiksel olarak anlamlı düşük bulunmuştur (P=0.034). Tartışma-Sonuç: Çalışmamızda TSOY-32 ölçek puanı, ülkemizde pandemi öncesi yapılmış çalışmalara nazaran daha yüksektir. Bu da pandeminin sağlık okuryazarlığı üzerine etkisi olarak düşünülebilir. Sağlık okuryazarlığının, insanların ruh sağlığını korumaya ve yaşam kalitesini artırmaya yardımcı olabileceği düşünülmektedir. Çalışmamızda COVİD-19 hastalığı geçiren kişilerin sağlık okuryazarlığı, geçirmeyen kişilere göre anlamlı olarak düşük çıkmıştır bu da yukarıdaki açıklamayı desteklemektedir. Bu nedenle insanların sağlık okuryazarlığını yükseltmek, korkularını azaltmak ve sağlıklarını arttırmak için stratejik bir yaklaşım olabilir. Ayrıca sağlık okuryazarlığının, mevcut pandemiyi ve gelecekteki potansiyel pandemileri azaltmak ve kontrol altına almak için sosyal sorumluluğun temel bir unsuru olarak görülmesi gereklidir. Introduction and Aim: Health literacy means having the knowledge and skills which allow people to understand and use the health-related information and technologies, enable them to communicate with health workers on health-related issues without any problems, also enable them to criticize all this information they have acquired. The rapid transformation of COVID-19 into a pandemic has forced people to learn about this new situation, apply this information, and change their behavior according to the information they receive. Failure to understand the health data can cause panic and reduce the impact of real information and accurate sources of information. Therefore, we think that a high level of health literacy is necessary for crisis situations. In this study we aimed to investigate the effects of health literacy on the level of fear of COVID-19 in the current pandemic environment. Materials and Methods: The study was conducted with 268 adults who had been admitted to our hospital in April 2021. The TSOY-32 Scale and the COVID-19 Fear Scale were applied to the individuals along with the socio-demographic questionnaire form. Results: According to the results of the analysis, it was determined that 1 unit increase in the TSOY-32 scale score, led to 0.28 unit decrease in the COVID-19 Fear scale score. (P<0.05) The COVID-19 Fear scale scores of the participants with insufficient TSOY-32 level were significantly higher than the participants whose TSOY-32 level was problematic – limited, adequate and excellent. (P=0.047, P=0.001, P<0.001). The health literacy levels of the participants who had COVID-19 disease were found to be statistically significantly lower (P=0.034). Discussion- Conclusion: In our study, the scale score of TSOY-32 was higher than the studies conducted before the pandemic started in our country. This can be considered as the impact of the pandemic on health literacy. It is thought that health literacy can help protect people's mental health and improve their quality of life. In our study, the health literacy of people who had COVID-19 disease was found to be significantly lower than those who did not, which supports the explanation above. Therefore, it can be a strategic approach to increase health literacy, reduce fear, and improve their health. In addition to that, health literacy needs to be seen as an essential element of social responsibility to reduce and contain the current pandemic and potential future pandemics.

  • Open Access Turkish
    Authors: 
    İstanbul Gelişim Üniversitesi Rektörlüğü;
    Publisher: İstanbul Gelişim Üniversitesi / Istanbul Gelisim University
    Country: Turkey

    ÜNiVERSiTEMiZiN GiRiŞLERiNDE HES KODU DENETiMi İlgili Kamu Kurumlarımızın aldığı kararlar doğrultusunda kampüs girişlerinde yapılacak HES kodu denetimleri hız ve pratiklik sağlamak amacıyla personel ve öğrenci kimlik kartları kullanılarak gerçekleştirilecektir. Aşı olmak veya covid-19 geçirmiş olmak veya 48 saati geçmeyen Covid 19 PCR negatif sonucu olmak kampüs girişi için sağlanması gereken şartlar arasındadır. Bu amaçla PERSİS sisteminde “KİŞİSEL” menüsünün altında bulunan “BİLGİLERİM” sekmesine HES kodu eklenecektir.

  • Other research product . Other ORP type . 2020
    Open Access Turkish
    Authors: 
    Aytun, Uğur; Özgüzel, Cem;
    Publisher: Kütahya Dumlupınar Üniversitesi
    Country: Turkey

    COVID-19 salgınının yaratacağı ekonomik tahribat ve politika yapıcılar tarafından ortaya atılan teşvik paketleri üzerine medyada oldukça yoğun bir tartışma söz konusu. Bir süredir gönüllü olarak evde kalma yoluyla çalışmalar sürüyor. Sosyal mesafelendirmenin salgının yayılmasının önlenmesi için en etkili yöntem olduğu göz önüne alındığında diğer birçok ülkede olduğu gibi Türkiye’de de bu tedbirler sıkılaştırılarak sokağa çıkma yasağına gerek görülebilir. Temel gıda ve sağlık ihtiyaçlarını sağlayanlar dışında insanların evlerine kapanması durumunda, iktisadi işlerin de sekteye uğrayacağı aşikâr. Böyle bir durumda işlerin ne kadarı evden yürütülebilir? Biz bu yazıda virüsün yayılmasından sonra alınan sosyal mesafe tedbirleri (veya daha sıkı tedbirler) bağlamında Türkiye’de hangi mesleklerin evde yapılmaya müsait olduğunu, bunların bölgesel ve endüstriyel bazda nasıl farklılıklar gösterdiklerini ve ücretlerden aldıkları payları belirlemeye çalıştık. Bu çalışma mevcut şartların, meslek grupları, sektörler ve de bölgeler üstündeki olası etkileri hakkında bir fikir edinmeyi hedefledik.

  • Open Access Turkish
    Authors: 
    İstanbul Gelişim Üniversitesi Rektörlüğü;
    Publisher: İstanbul Gelişim Üniversitesi / Istanbul Gelisim University
    Country: Turkey

    Dünyada pandemi sonrası feminist hareketler artacak! Dünya genelinde salgın döneminde kadına karşı aile içi şiddetin artış gösterdiğine dikkat çeken Siyaset Bilimi ve Uluslararası İlişkiler Uzmanı Elif Şahin, “Özellikle gelişmemiş ve gelişmekte olan ülkelerde salgının olumsuz etkileri, kadınların hali hazırda deneyimledikleri sosyoekonomik istikrarsızlık ve cinsiyet eşitsizliği üzerinden kendini göstermeye başladı. Salgından sonra feminist hareketin sesi daha gür çıkacak” dedi. Dünyanın Covid-19’un yarattığı krizin ekonomik sonuçlarıyla yüzleşmeye başladığını belirten konuşan İstanbul Gelişim Üniversitesi’nden Siyaset Bilimi ve Uluslararası İlişkiler Uzmanı Elif Şahin, “Salgının toplumsal cinsiyete bağlı ayrımcılık ve şiddet açısından yaratacağı sonuçlar da tartışılmaya başlandı. Özellikle Arap dünyasında kadınların iş gücüne katılımındaki düşüş feminist hareketin kriz döneminde sesini yükseltmesi için önemli bir fırsat olarak görülüyor” diye konuştu. Haberin devamı için www.gelisim.edu.tr’yi ziyaret edebilirsiniz.

  • Open Access Turkish
    Authors: 
    İstanbul Gelişim Üniversitesi Sağlık Bilimleri Fakültesi;
    Publisher: İstanbul Gelişim Üniversitesi / Istanbul Gelisim University
    Country: Turkey

    Bu sayıda: Pandemi Sonrası Zaman Sayfa 02 "Sağlıklı Beslen, Sağlıkla Kal" Beslenme Ve Diyetetik Bölümü Hocaları İle Röportaj Sayfa 03 Öğrencilerin Gözünden Pandemi Döneminde Mesleki Uygulama Deneyimleri Sayfa 04 Covid-19 Salgınında Uygulanan Sosyal İzolasyonun Fiziksel Aktivite ve Yaşam Kalitesi Üzerindeki Etkisi Sayfa 05 Sağlık ve Teknoloji Köşesi Sayfa 06 "Dil ve Konuşma Terapisi ve Odyoloji Bölümü Meslek Tanıtımı" Semineri Zoom Üzerinden Gerçekleştirildi Sayfa 07

  • Open Access Turkish
    Authors: 
    Yılmaz, Hilal Seda;
    Publisher: Necmettin Erbakan Üniversitesi Meram Tıp Fakültesi
    Country: Turkey

    Arthralgia is defined as a condition in which the joint pain is not accompanied by inflammatory markers. Arthritis is, however, defined as the inflammatory condition in which the joint pain is accompanied by at least one of swollen joints, redness, warm joints and limited range of motion. Joint pain is a common symptom among children and observed in many different diseases. The objective of our study is investigating etiology and retrospective evaluation of demographic data of children presenting with arthralgia.In our study, patients presenting with joint pain to General Pediatrics and Pediatric Subspecialty (Nephrology, Infectious Diseases, Hematology/Oncology and Emergency Department) Outpatient Clinics of Necmettin Erbakan University Meram Faculty of Medicine Department of Pediatrics between January 2020 and December 2021 were evaluated retrospectively. Patients’ presenting complaints, physical examination findings, laboratory results, radiological studies and outcome were evaluated. SPSS 23.0 package program was used for statistical analyses. A p0.005) Rate of leukocytosis and elevated erythrocyte sedimentation rate was found to be significantly higher in patients presenting with arthritis than those presenting with arthralgia.In conclusion, joint pain is a condition which is common among children and may be associated with many different final diagnoses. Time of onset of complaints, which joints are involved, presence of additional complaints, physical examination findings, additional symptoms, family history, trauma, and consumption of dairy products from raw milk, as well as some laboratory parameters and imaging modalities may serve as a guide in differential diagnosis. In children, arthralgias mostly have an acute onset and are associated with infections. In our study, the most common diagnosis in patients presenting with joint pain was brucella. This high rate of brucellosis is related to high rate of consumption of raw dairy products and stockbreeding in Konya and surroundings. Joint pain is included in differential diagnosis of many diseases due to nonspecific presenting complaints including fever, loss of appetite and malaise. Brucellosis should be considered in differential diagnosis and consumption of pasteurized dairy products should be encouraged in our country and the places where brucella is still prevalent like our region. Artralji eklem ağrısı ile beraberinde inflamatuar belirteçlerin olmadığı, artrit ise eklem ağrısının yanında eklemde şişlik, kızarıklık, ısı artışı ve hareket kısıtlılığından en az birisinin eşlik ettiği yangısal duruma denilir. Eklem ağrısı çocuklarda sık görülen semptomdur ve çok farklı hastalıkların bulgusu olabilir. Çalışmamızın amacı artralji ile başvuran çocuklarda etyolojiyi araştırmak ve kategorize etmek, demografik özelliklerini, hastaların başvuru yerlerine göre dağılımını, en sık başvuru şikayetlerini, başvurduğu bölüme göre yönlendirilen bölümleri tespit etmek ve bu hastaların son durumunu belirlemekti. Ayrıca içinde bulunduğumuz Covid-19 pandemisinin eklem ağrısı ile ilişkisini incelemekti. Çalışmamızda Ocak 2020- Aralık 2021 tarihleri arasında Necmettin Erbakan Üniversitesi Meram Tıp Fakültesi Çocuk Sağlığı ve Hastalıkları Ana Bilim Dalı çocuk genel ve yandal (nefroloji, enfeksiyon, hematoloji/onkoloji, acil) polikliniklerine eklem ağrısı ile başvuran hastalar geriye dönük incelendi. Hastaların başvuru şikayetleri, fizik muayeneleri, laboratuvar tetkikleri, radyolojik görüntülemeleri ve sonuç durumu değerlendirildi. İstatistiksel analizler için SPSS 23.0 programı kullanıldı. p 0,005) Artrit ile başvuranlarda artraljiye oranla lökositoz ve eritrosit sedimantasyon hızı yüksekliği anlamlı derecede yüksek oranda saptanmıştır. Sonuç olarak; eklem ağrısı şikayeti çocuklarda sık görülen ve çok farklı sonuç tanıları alabilen bir durumdur. Şikayetin başlama zamanı, hangi eklemlerin tutulduğu, ek şikayet varlığı, fizik muayene özellikleri, ek semptomları, aile öyküsü, travma, çiğ sütten süt ve süt ürünleri tüketimi ve bazı laboratuvar parametreleri ile görüntüleme teknikleri ayırıcı tanıda yol gösterici olabilir. Çocuklarda artraljilerin büyük çoğunluğu akut başlar ve enfeksiyon ile ilişkilidir. Çalışmamızda eklem ağrısı ile başvuran hastalarda en sık görülen tanı bruselloz olmuştur. Brusellanın yüksek oranda olması Konya ve çevresindeki illerde çiğ süt ve süt ürünleri ile beslenme ve hayvancılıkla uğraşmanın yaygın olması ile ilişkilidir. Eklem ağrısı, ateş, iştahsızlık, halsizlik gibi non spesifik şikayetlerle başvurduğundan birçok hastalıkla ayırıcı tanıya girer. Ülkemiz ve bölgemiz gibi halen yoğun brusella görülen bölgelerde ayırıcı tanıda akılda mutlaka bulundurulmalıdır ve pastörize süt ve ürünleri kullanılması teşvik edilmelidir.

  • Open Access Turkish
    Authors: 
    Ertürk Beyter, Merve;
    Publisher: Ege Üniversitesi, Tıp Fakültesi
    Country: Turkey

    Background: Celiac disease is an enteropathy that occurs as a result of the consumption of gluten-containing foods in individuals with a genetic predisposition, and its treatment is a lifelong gluten-free diet. Due to COVID-19, a global pandemic was declared by WHO on March 11, 2020, and as a result, curfews were applied in our country. Objective: The aim of this study is to evaluate the effects of restrictive measures applied during the COVID-19 pandemic on children's adherence to the gluten-free diet. Method: The research was carried out in Ege University Faculty of Medicine, Department of Pediatric Gastroenterology, Hepatology and Nutrition. Fifty patients between the ages of 2 and 18 who were diagnosed with celiac disease and followed a gluten-free diet for at least 2 years were included in the study. Demographic data of the cases, body weight, height, body mass index values and standard deviation scores, tTG-IgA levels before and during the pandemic were recorded from the outpatient follow-up files and the hospital data system. Patients with serologically tTG-IgA levels above 20 U/ml were considered to have dietary compliance problems. A questionnaire was prepared verbally questioning the patients' compliance with the gluten-free diet and the factors that may affect it during the pandemic period. This questionnaire was filled in face to face during the outpatient follow-ups and with telephone interviews. Results: In our study, 31 (62%) of 50 celiac patients were female and 19 (38%) were male. The mean age at diagnosis is 11,93 ± 4,06 years. The three most common complaints at the time of diagnosis were growth retardation (56%), abdominal pain (46%), and diarrhea (36%). When our patients were evaluated anthropometrically before and after the pandemic; A statistically significant increase was found in body weight SDSs (p=0.006). A significant increase was found in height SDSs (p=0.01). There was an increase in BMI SDSs, but it was not statistically significant (p>0.05). While 64% of patients had negative tTG-IgA antibodies before the pandemic, this rate decreased to 56% during the pandemic, but no statistically significant difference was found (p=0.07). When dietary compliance was questioned verbally, 49 patients in our sample reported that they adhered to the diet before and after the pandemic. When the degree of adherence to the diet was questioned, 37 patients stated that they always adhered to the diet before and after the pandemic. When the tTG-IgA levels of these patients were compared before and after the pandemic, it was observed that there was an increase in antibody levels, but no statistically significant difference was found. This showed that the patient's statement was unreliable. When the frequency of eating out was questioned, a statistically significant decrease was observed during the pandemic compared to the pre-pandemic period (p=0.001). There was a decrease in the monthly income of the families during the pandemic, which was statistically significant (p=0.04). Before and during the pandemic, 45 patients stated that they had difficulty in supplying gluten-free food. While the most common reasons for this difficulty before the pandemic were that gluten-free products were expensive and not available in every market, the concern of being infected with COVID-19 and curfew were added to these during the pandemic. Conclusion: During the pandemic, there was an increase in the body weight and height SDS of the patients. This increase does not support the serological response. This suggests that the occurrence of inflammation and intestinal damage requires longer follow-up, and the time between pre-pandemic and pre-pandemic control examinations may be insufficient. Giriş: Çölyak hastalığı, genetik yatkınlığı olan bireylerde glüten içeren yiyeceklerin tüketilmesi sonucu ortaya çıkan bir enteropatidir ve tedavisi ömür boyu sürecek glütensiz diyettir. COVID-19 nedeniyle 11 Mart 2020’de DSÖ tarafından küresel pandemi ilan edilmiştir ve bunun sonucunda ülkemizde sokağa çıkma kısıtlamaları uygulanmıştır. Amaç: Bu çalışmanın amacı COVID-19 pandemisi sırasında uygulanan kısıtlayıcı önlemlerin çocukların glütensiz diyete uyumları üzerine etkilerinin değerlendirilmesidir. Yöntem: Araştırma Ege Üniversitesi Tıp Fakültesi Pediatrik Gastroenteroloji, Hepatoloji ve Beslenme Bilim Dalında yapıldı. Çölyak hastalığı tanısı almış ve en az 2 yıl süreyle glütensiz diyet uygulayan 2-18 yaş aralığındaki 50 hasta çalışmaya dahil edildi. Olguların demografik verileri, pandemi öncesindeki ve pandemi sırasındaki vücut ağırlığı, boy, vücut kitle indeksi değerleri ve standart deviasyon skorları, tTG-IgA düzeyleri poliklinik izlem dosyalarından ve hastane veri sisteminden kaydedildi. Serolojik olarak tTG-IgA düzeyi 20 U/ml’nin üstünde olan hastaların diyete uyum sorunu olduğu kabul edildi. Hastaların glütensiz diyete uyumunu ve pandemi döneminde buna etki edebilecek faktörleri sözel olarak sorgulayan bir anket düzenlendi. Bu anket formu hastaların poliklinik izlemlerinde yüz yüze ve telefon görüşmesiyle dolduruldu. Bulgular: Çalışmamızda 50 çölyaklı olgunun 31’si (%62) kız, 19’i (%38) erkek idi. Ortalama yaşı 11,93 ± 4,06 yıldır. Tanı anındaki en sık üç yakınma büyüme geriliği (%56), karın ağrısı (%46), ishal (%36) idi. Hastalarımız antropometrik olarak pandemi öncesi ve sonrası değerlendirildiğinde; vücut ağırlığı SDS’lerinde istatistiksel olarak anlamlı artış saptandı (p=0,006). Boy SDS’lerinde anlamlı artış bulundu (p=0,01). VKİ SDS’lerinde artış olduğu görüldü fakat istatistiksel olarak anlamlı değildi (p>0,05). Pandemi öncesi %64 hastanın tTG-IgA antikoru negatifken bu oran pandemi sırasında %56’ya düşmüştü, ancak istatistiksel olarak anlamlı fark saptanmadı (p=0,07). Diyete uyum sözel olarak sorgulandığında örneklemimizdeki 49 hasta pandemiden önce ve sonra diyete uyduğunu bildirdi. Diyete uyum derecesi sorgulandığında 37 hasta pandemiden önce ve sonra diyete daima uyduğunu belirtti. Bu hastaların pandemi öncesi ve sonrası tTG-IgA düzeyleri kıyaslandığında antikor düzeylerinde artış olduğu görüldü fakat istatistiksel olarak anlamlı fark saptanmadı. Bu da hastaların beyanının güvenilir olmadığını gösterdi. Dışarıda yemek yeme sıklığı sorgulandığında pandemi sırasında, pandemi öncesine göre istatistiksel olarak anlamlı düzeyde azalma görüldü (p=0,001). Pandemi süresince ailelerin aylık gelirinde düşüş görüldü, istatistiksel olarak anlamlı bulundu (p=0,04). Pandemi öncesi ve pandemi sırasında 45 hasta glütensiz gıdayı tedarik etmekte zorlandığını belirtti. Pandemiden önce bu zorlanmanın en sık nedenleri glütensiz ürünlerin pahalı olması ve her markette bulunmaması iken, pandemi süresince bunlara COVID-19 ile enfekte olma endişesi ve sokağa çıkma yasağı da eklendi. Sonuç: Pandemi süresince hastaların vücut ağırlığı ve boy SDS’lerinde artış olmuştur. Bu artışı serolojik yanıt desteklememektedir. Bu durum inflamasyon ve bağırsaktaki hasarın ortaya çıkmasının daha uzun takip gerektirdiğini hastaların pandemi öncesi ve pandemi sırasındaki kontrol muayeneleri arasındaki sürenin yetersiz olabileceğini düşündürmektedir.

  • Other research product . 2020
    Open Access Turkish
    Authors: 
    Bogac, Ceren;
    Publisher: Eastern Mediterranean University, Faculty of Architecture
    Country: Cyprus

    Sanal gerçekliğin içinde katlananan mekânsal veya imgesel yansımaların gerçek dünya ile birleştiği an… Artık bu dünyanın ötesindeki mekanlara da seyahatler oturduğumuz yerden mümkünken, fiziksel mekanlarımız bu mutasyonlar sonucu neye dönüşüyor? Yani biz artık, hem çemberin içinde hem de çemberin dışında olabileceğimiz yeni mekanlar mı yaratıyoruz kendimize? Gerçek dünyanın üzerine katlanan siber peyzajlar ekseninde, “mekansal mutasyonlar” diye adlandırmayı seçtiğim dönüşüme dair düşündüklerim: 29 Nisan 2020 Çarşamba gün, Doğu Akdeniz Üniversitesi Mimarlık Fakültesi’nin “EVDEKAL.SERİSİ”nin ilk podcastındaydı… Boğaç, C. (2020). Mekansal Mutasyonlar (Spatial Mutations). Eastern Mediterranean University, Faculty of Architecture, Evde Kal Serisi Podcast, 29 April 2020, New York.

Advanced search in Research products
Research products
arrow_drop_down
Searching FieldsTerms
Any field
arrow_drop_down
includes
arrow_drop_down
Include:
The following results are related to COVID-19. Are you interested to view more results? Visit OpenAIRE - Explore.
166 Research products, page 1 of 17
  • Other research product . 2020
    Open Access Turkish
    Authors: 
    Yılmaz, Burak;
    Publisher: Işık Üniversitesi
    Country: Turkey

    Işık Üniversitesi öğretim görevlileri tarafından Covid-19 Pandemisi'nin ele alındığı yazı dizisi serisinin "İzleme Deneyiminin Yarınına Dair" konu başlıklı yayınıdır. Sosyal izolasyonun ve evde kalmanın, alışkanlıklarımızı hem değiştirmekte hem de geliştirmekte olduğunu deneyimlediğimiz zamanlardan geçmekteyiz. Bu durumun yansımalarının, birçok farklı disiplinin konusu olduğu biliniyor. Bunlardan bir tanesi de izleme alışkanlıklarımızın uğradığı değişimin daha da görünür hale gelmesi diyebiliriz.

  • Other research product . Other ORP type . 2021
    Open Access Turkish
    Authors: 
    Gökçe, Sebla;
    Publisher: Maltepe Üniversitesi
    Country: Turkey

    Yeni tip koronavirüs salgını her yaştan çocuğun psikolojisini etkiledi. Uzmanlar kaygı ve stres kaynaklı olarak çocuklarda uykusuzluk, korkulu rüya, iştahsızlık, huzursuzluk görülebileceğini, pandemi dönemi yaşayan çocukların gelecekte kaygı düzeyleri yüksek bireylere dönüşebileceğini söylüyor.

  • Closed Access Turkish
    Authors: 
    Köksal, Yağmur Öznur;
    Publisher: Hitit Üniversitesi
    Country: Turkey

    YÖK ID: 685768 Giriş ve Amaç: Sağlık okuryazarlığı; kişilerin sağlıkla ilgili bilgileri ve teknolojileri anlamalarına ve kullanmalarına izin veren, sağlıkla ilgili konularda sağlık çalışanları ile problemsiz iletişim kurabilmelerini sağlayan ve ayrıca edindikleri tüm bu bilgileri eleştirebilmeye de olanak tanıyan bilgi ve becerilere sahip olmak anlamına gelmektedir. COVID-19'un hızla pandemiye dönüşümü, insanları bu yeni durum hakkında bilgi edinmeye, bu bilgileri uygulamaya ve davranışlarını da bu bilgilere göre değiştirmeye zorlamıştır. Sağlık verilerini anlayamamak paniğe neden olabilir, gerçek bilginin ve doğru bilgi kaynaklarının etkisini azaltabilir. Bu nedenle yüksek seviyedeki sağlık okuryazarlığının, kriz durumları için gerekli olduğu düşünülmektedir. Bu çalışmada sağlık okuryazarlığının; pandemi ortamında COVİD-19 korku düzeyi üzerine etkisini araştırmayı amaçladık. Gereç ve Yöntem: Çalışma 2021 yılının Nisan ayında, hastanemize başvuran 268 yetişkinle yapıldı. Bireylere; Sosyodemografik Veri Toplama Aracıyla beraber TSOY-32 Ölçeği ve COVİD-19 Korkusu Ölçeği uygulandı. Bulgular: Analiz sonuçlarına göre TSOY-32 ölçek puanının 1 birim artmasının COVID-19 Korkusu Ölçek puanında 0,28 birim azalmaya sebep olduğu belirlendi. (P<0.05) TSOY-32 düzeyi yetersiz olan katılımcıların COVID-19 Korkusu Ölçek puanları, TSOY-32 düzeyi sorunlu–sınırlı, yeterli ve mükemmel düzeyde olan katılımcılara göre anlamlı daha yüksektir. (P=0.047, P=0.001, P<0.001). Katılımcılardan COVID-19 hastalığı geçirenlerin sağlık okuryazarlığı düzeyleri istatistiksel olarak anlamlı düşük bulunmuştur (P=0.034). Tartışma-Sonuç: Çalışmamızda TSOY-32 ölçek puanı, ülkemizde pandemi öncesi yapılmış çalışmalara nazaran daha yüksektir. Bu da pandeminin sağlık okuryazarlığı üzerine etkisi olarak düşünülebilir. Sağlık okuryazarlığının, insanların ruh sağlığını korumaya ve yaşam kalitesini artırmaya yardımcı olabileceği düşünülmektedir. Çalışmamızda COVİD-19 hastalığı geçiren kişilerin sağlık okuryazarlığı, geçirmeyen kişilere göre anlamlı olarak düşük çıkmıştır bu da yukarıdaki açıklamayı desteklemektedir. Bu nedenle insanların sağlık okuryazarlığını yükseltmek, korkularını azaltmak ve sağlıklarını arttırmak için stratejik bir yaklaşım olabilir. Ayrıca sağlık okuryazarlığının, mevcut pandemiyi ve gelecekteki potansiyel pandemileri azaltmak ve kontrol altına almak için sosyal sorumluluğun temel bir unsuru olarak görülmesi gereklidir. Introduction and Aim: Health literacy means having the knowledge and skills which allow people to understand and use the health-related information and technologies, enable them to communicate with health workers on health-related issues without any problems, also enable them to criticize all this information they have acquired. The rapid transformation of COVID-19 into a pandemic has forced people to learn about this new situation, apply this information, and change their behavior according to the information they receive. Failure to understand the health data can cause panic and reduce the impact of real information and accurate sources of information. Therefore, we think that a high level of health literacy is necessary for crisis situations. In this study we aimed to investigate the effects of health literacy on the level of fear of COVID-19 in the current pandemic environment. Materials and Methods: The study was conducted with 268 adults who had been admitted to our hospital in April 2021. The TSOY-32 Scale and the COVID-19 Fear Scale were applied to the individuals along with the socio-demographic questionnaire form. Results: According to the results of the analysis, it was determined that 1 unit increase in the TSOY-32 scale score, led to 0.28 unit decrease in the COVID-19 Fear scale score. (P<0.05) The COVID-19 Fear scale scores of the participants with insufficient TSOY-32 level were significantly higher than the participants whose TSOY-32 level was problematic – limited, adequate and excellent. (P=0.047, P=0.001, P<0.001). The health literacy levels of the participants who had COVID-19 disease were found to be statistically significantly lower (P=0.034). Discussion- Conclusion: In our study, the scale score of TSOY-32 was higher than the studies conducted before the pandemic started in our country. This can be considered as the impact of the pandemic on health literacy. It is thought that health literacy can help protect people's mental health and improve their quality of life. In our study, the health literacy of people who had COVID-19 disease was found to be significantly lower than those who did not, which supports the explanation above. Therefore, it can be a strategic approach to increase health literacy, reduce fear, and improve their health. In addition to that, health literacy needs to be seen as an essential element of social responsibility to reduce and contain the current pandemic and potential future pandemics.

  • Open Access Turkish
    Authors: 
    İstanbul Gelişim Üniversitesi Rektörlüğü;
    Publisher: İstanbul Gelişim Üniversitesi / Istanbul Gelisim University
    Country: Turkey

    ÜNiVERSiTEMiZiN GiRiŞLERiNDE HES KODU DENETiMi İlgili Kamu Kurumlarımızın aldığı kararlar doğrultusunda kampüs girişlerinde yapılacak HES kodu denetimleri hız ve pratiklik sağlamak amacıyla personel ve öğrenci kimlik kartları kullanılarak gerçekleştirilecektir. Aşı olmak veya covid-19 geçirmiş olmak veya 48 saati geçmeyen Covid 19 PCR negatif sonucu olmak kampüs girişi için sağlanması gereken şartlar arasındadır. Bu amaçla PERSİS sisteminde “KİŞİSEL” menüsünün altında bulunan “BİLGİLERİM” sekmesine HES kodu eklenecektir.

  • Other research product . Other ORP type . 2020
    Open Access Turkish
    Authors: 
    Aytun, Uğur; Özgüzel, Cem;
    Publisher: Kütahya Dumlupınar Üniversitesi
    Country: Turkey

    COVID-19 salgınının yaratacağı ekonomik tahribat ve politika yapıcılar tarafından ortaya atılan teşvik paketleri üzerine medyada oldukça yoğun bir tartışma söz konusu. Bir süredir gönüllü olarak evde kalma yoluyla çalışmalar sürüyor. Sosyal mesafelendirmenin salgının yayılmasının önlenmesi için en etkili yöntem olduğu göz önüne alındığında diğer birçok ülkede olduğu gibi Türkiye’de de bu tedbirler sıkılaştırılarak sokağa çıkma yasağına gerek görülebilir. Temel gıda ve sağlık ihtiyaçlarını sağlayanlar dışında insanların evlerine kapanması durumunda, iktisadi işlerin de sekteye uğrayacağı aşikâr. Böyle bir durumda işlerin ne kadarı evden yürütülebilir? Biz bu yazıda virüsün yayılmasından sonra alınan sosyal mesafe tedbirleri (veya daha sıkı tedbirler) bağlamında Türkiye’de hangi mesleklerin evde yapılmaya müsait olduğunu, bunların bölgesel ve endüstriyel bazda nasıl farklılıklar gösterdiklerini ve ücretlerden aldıkları payları belirlemeye çalıştık. Bu çalışma mevcut şartların, meslek grupları, sektörler ve de bölgeler üstündeki olası etkileri hakkında bir fikir edinmeyi hedefledik.

  • Open Access Turkish
    Authors: 
    İstanbul Gelişim Üniversitesi Rektörlüğü;
    Publisher: İstanbul Gelişim Üniversitesi / Istanbul Gelisim University
    Country: Turkey

    Dünyada pandemi sonrası feminist hareketler artacak! Dünya genelinde salgın döneminde kadına karşı aile içi şiddetin artış gösterdiğine dikkat çeken Siyaset Bilimi ve Uluslararası İlişkiler Uzmanı Elif Şahin, “Özellikle gelişmemiş ve gelişmekte olan ülkelerde salgının olumsuz etkileri, kadınların hali hazırda deneyimledikleri sosyoekonomik istikrarsızlık ve cinsiyet eşitsizliği üzerinden kendini göstermeye başladı. Salgından sonra feminist hareketin sesi daha gür çıkacak” dedi. Dünyanın Covid-19’un yarattığı krizin ekonomik sonuçlarıyla yüzleşmeye başladığını belirten konuşan İstanbul Gelişim Üniversitesi’nden Siyaset Bilimi ve Uluslararası İlişkiler Uzmanı Elif Şahin, “Salgının toplumsal cinsiyete bağlı ayrımcılık ve şiddet açısından yaratacağı sonuçlar da tartışılmaya başlandı. Özellikle Arap dünyasında kadınların iş gücüne katılımındaki düşüş feminist hareketin kriz döneminde sesini yükseltmesi için önemli bir fırsat olarak görülüyor” diye konuştu. Haberin devamı için www.gelisim.edu.tr’yi ziyaret edebilirsiniz.

  • Open Access Turkish
    Authors: 
    İstanbul Gelişim Üniversitesi Sağlık Bilimleri Fakültesi;
    Publisher: İstanbul Gelişim Üniversitesi / Istanbul Gelisim University
    Country: Turkey

    Bu sayıda: Pandemi Sonrası Zaman Sayfa 02 "Sağlıklı Beslen, Sağlıkla Kal" Beslenme Ve Diyetetik Bölümü Hocaları İle Röportaj Sayfa 03 Öğrencilerin Gözünden Pandemi Döneminde Mesleki Uygulama Deneyimleri Sayfa 04 Covid-19 Salgınında Uygulanan Sosyal İzolasyonun Fiziksel Aktivite ve Yaşam Kalitesi Üzerindeki Etkisi Sayfa 05 Sağlık ve Teknoloji Köşesi Sayfa 06 "Dil ve Konuşma Terapisi ve Odyoloji Bölümü Meslek Tanıtımı" Semineri Zoom Üzerinden Gerçekleştirildi Sayfa 07

  • Open Access Turkish
    Authors: 
    Yılmaz, Hilal Seda;
    Publisher: Necmettin Erbakan Üniversitesi Meram Tıp Fakültesi
    Country: Turkey

    Arthralgia is defined as a condition in which the joint pain is not accompanied by inflammatory markers. Arthritis is, however, defined as the inflammatory condition in which the joint pain is accompanied by at least one of swollen joints, redness, warm joints and limited range of motion. Joint pain is a common symptom among children and observed in many different diseases. The objective of our study is investigating etiology and retrospective evaluation of demographic data of children presenting with arthralgia.In our study, patients presenting with joint pain to General Pediatrics and Pediatric Subspecialty (Nephrology, Infectious Diseases, Hematology/Oncology and Emergency Department) Outpatient Clinics of Necmettin Erbakan University Meram Faculty of Medicine Department of Pediatrics between January 2020 and December 2021 were evaluated retrospectively. Patients’ presenting complaints, physical examination findings, laboratory results, radiological studies and outcome were evaluated. SPSS 23.0 package program was used for statistical analyses. A p0.005) Rate of leukocytosis and elevated erythrocyte sedimentation rate was found to be significantly higher in patients presenting with arthritis than those presenting with arthralgia.In conclusion, joint pain is a condition which is common among children and may be associated with many different final diagnoses. Time of onset of complaints, which joints are involved, presence of additional complaints, physical examination findings, additional symptoms, family history, trauma, and consumption of dairy products from raw milk, as well as some laboratory parameters and imaging modalities may serve as a guide in differential diagnosis. In children, arthralgias mostly have an acute onset and are associated with infections. In our study, the most common diagnosis in patients presenting with joint pain was brucella. This high rate of brucellosis is related to high rate of consumption of raw dairy products and stockbreeding in Konya and surroundings. Joint pain is included in differential diagnosis of many diseases due to nonspecific presenting complaints including fever, loss of appetite and malaise. Brucellosis should be considered in differential diagnosis and consumption of pasteurized dairy products should be encouraged in our country and the places where brucella is still prevalent like our region. Artralji eklem ağrısı ile beraberinde inflamatuar belirteçlerin olmadığı, artrit ise eklem ağrısının yanında eklemde şişlik, kızarıklık, ısı artışı ve hareket kısıtlılığından en az birisinin eşlik ettiği yangısal duruma denilir. Eklem ağrısı çocuklarda sık görülen semptomdur ve çok farklı hastalıkların bulgusu olabilir. Çalışmamızın amacı artralji ile başvuran çocuklarda etyolojiyi araştırmak ve kategorize etmek, demografik özelliklerini, hastaların başvuru yerlerine göre dağılımını, en sık başvuru şikayetlerini, başvurduğu bölüme göre yönlendirilen bölümleri tespit etmek ve bu hastaların son durumunu belirlemekti. Ayrıca içinde bulunduğumuz Covid-19 pandemisinin eklem ağrısı ile ilişkisini incelemekti. Çalışmamızda Ocak 2020- Aralık 2021 tarihleri arasında Necmettin Erbakan Üniversitesi Meram Tıp Fakültesi Çocuk Sağlığı ve Hastalıkları Ana Bilim Dalı çocuk genel ve yandal (nefroloji, enfeksiyon, hematoloji/onkoloji, acil) polikliniklerine eklem ağrısı ile başvuran hastalar geriye dönük incelendi. Hastaların başvuru şikayetleri, fizik muayeneleri, laboratuvar tetkikleri, radyolojik görüntülemeleri ve sonuç durumu değerlendirildi. İstatistiksel analizler için SPSS 23.0 programı kullanıldı. p 0,005) Artrit ile başvuranlarda artraljiye oranla lökositoz ve eritrosit sedimantasyon hızı yüksekliği anlamlı derecede yüksek oranda saptanmıştır. Sonuç olarak; eklem ağrısı şikayeti çocuklarda sık görülen ve çok farklı sonuç tanıları alabilen bir durumdur. Şikayetin başlama zamanı, hangi eklemlerin tutulduğu, ek şikayet varlığı, fizik muayene özellikleri, ek semptomları, aile öyküsü, travma, çiğ sütten süt ve süt ürünleri tüketimi ve bazı laboratuvar parametreleri ile görüntüleme teknikleri ayırıcı tanıda yol gösterici olabilir. Çocuklarda artraljilerin büyük çoğunluğu akut başlar ve enfeksiyon ile ilişkilidir. Çalışmamızda eklem ağrısı ile başvuran hastalarda en sık görülen tanı bruselloz olmuştur. Brusellanın yüksek oranda olması Konya ve çevresindeki illerde çiğ süt ve süt ürünleri ile beslenme ve hayvancılıkla uğraşmanın yaygın olması ile ilişkilidir. Eklem ağrısı, ateş, iştahsızlık, halsizlik gibi non spesifik şikayetlerle başvurduğundan birçok hastalıkla ayırıcı tanıya girer. Ülkemiz ve bölgemiz gibi halen yoğun brusella görülen bölgelerde ayırıcı tanıda akılda mutlaka bulundurulmalıdır ve pastörize süt ve ürünleri kullanılması teşvik edilmelidir.

  • Open Access Turkish
    Authors: 
    Ertürk Beyter, Merve;
    Publisher: Ege Üniversitesi, Tıp Fakültesi
    Country: Turkey

    Background: Celiac disease is an enteropathy that occurs as a result of the consumption of gluten-containing foods in individuals with a genetic predisposition, and its treatment is a lifelong gluten-free diet. Due to COVID-19, a global pandemic was declared by WHO on March 11, 2020, and as a result, curfews were applied in our country. Objective: The aim of this study is to evaluate the effects of restrictive measures applied during the COVID-19 pandemic on children's adherence to the gluten-free diet. Method: The research was carried out in Ege University Faculty of Medicine, Department of Pediatric Gastroenterology, Hepatology and Nutrition. Fifty patients between the ages of 2 and 18 who were diagnosed with celiac disease and followed a gluten-free diet for at least 2 years were included in the study. Demographic data of the cases, body weight, height, body mass index values and standard deviation scores, tTG-IgA levels before and during the pandemic were recorded from the outpatient follow-up files and the hospital data system. Patients with serologically tTG-IgA levels above 20 U/ml were considered to have dietary compliance problems. A questionnaire was prepared verbally questioning the patients' compliance with the gluten-free diet and the factors that may affect it during the pandemic period. This questionnaire was filled in face to face during the outpatient follow-ups and with telephone interviews. Results: In our study, 31 (62%) of 50 celiac patients were female and 19 (38%) were male. The mean age at diagnosis is 11,93 ± 4,06 years. The three most common complaints at the time of diagnosis were growth retardation (56%), abdominal pain (46%), and diarrhea (36%). When our patients were evaluated anthropometrically before and after the pandemic; A statistically significant increase was found in body weight SDSs (p=0.006). A significant increase was found in height SDSs (p=0.01). There was an increase in BMI SDSs, but it was not statistically significant (p>0.05). While 64% of patients had negative tTG-IgA antibodies before the pandemic, this rate decreased to 56% during the pandemic, but no statistically significant difference was found (p=0.07). When dietary compliance was questioned verbally, 49 patients in our sample reported that they adhered to the diet before and after the pandemic. When the degree of adherence to the diet was questioned, 37 patients stated that they always adhered to the diet before and after the pandemic. When the tTG-IgA levels of these patients were compared before and after the pandemic, it was observed that there was an increase in antibody levels, but no statistically significant difference was found. This showed that the patient's statement was unreliable. When the frequency of eating out was questioned, a statistically significant decrease was observed during the pandemic compared to the pre-pandemic period (p=0.001). There was a decrease in the monthly income of the families during the pandemic, which was statistically significant (p=0.04). Before and during the pandemic, 45 patients stated that they had difficulty in supplying gluten-free food. While the most common reasons for this difficulty before the pandemic were that gluten-free products were expensive and not available in every market, the concern of being infected with COVID-19 and curfew were added to these during the pandemic. Conclusion: During the pandemic, there was an increase in the body weight and height SDS of the patients. This increase does not support the serological response. This suggests that the occurrence of inflammation and intestinal damage requires longer follow-up, and the time between pre-pandemic and pre-pandemic control examinations may be insufficient. Giriş: Çölyak hastalığı, genetik yatkınlığı olan bireylerde glüten içeren yiyeceklerin tüketilmesi sonucu ortaya çıkan bir enteropatidir ve tedavisi ömür boyu sürecek glütensiz diyettir. COVID-19 nedeniyle 11 Mart 2020’de DSÖ tarafından küresel pandemi ilan edilmiştir ve bunun sonucunda ülkemizde sokağa çıkma kısıtlamaları uygulanmıştır. Amaç: Bu çalışmanın amacı COVID-19 pandemisi sırasında uygulanan kısıtlayıcı önlemlerin çocukların glütensiz diyete uyumları üzerine etkilerinin değerlendirilmesidir. Yöntem: Araştırma Ege Üniversitesi Tıp Fakültesi Pediatrik Gastroenteroloji, Hepatoloji ve Beslenme Bilim Dalında yapıldı. Çölyak hastalığı tanısı almış ve en az 2 yıl süreyle glütensiz diyet uygulayan 2-18 yaş aralığındaki 50 hasta çalışmaya dahil edildi. Olguların demografik verileri, pandemi öncesindeki ve pandemi sırasındaki vücut ağırlığı, boy, vücut kitle indeksi değerleri ve standart deviasyon skorları, tTG-IgA düzeyleri poliklinik izlem dosyalarından ve hastane veri sisteminden kaydedildi. Serolojik olarak tTG-IgA düzeyi 20 U/ml’nin üstünde olan hastaların diyete uyum sorunu olduğu kabul edildi. Hastaların glütensiz diyete uyumunu ve pandemi döneminde buna etki edebilecek faktörleri sözel olarak sorgulayan bir anket düzenlendi. Bu anket formu hastaların poliklinik izlemlerinde yüz yüze ve telefon görüşmesiyle dolduruldu. Bulgular: Çalışmamızda 50 çölyaklı olgunun 31’si (%62) kız, 19’i (%38) erkek idi. Ortalama yaşı 11,93 ± 4,06 yıldır. Tanı anındaki en sık üç yakınma büyüme geriliği (%56), karın ağrısı (%46), ishal (%36) idi. Hastalarımız antropometrik olarak pandemi öncesi ve sonrası değerlendirildiğinde; vücut ağırlığı SDS’lerinde istatistiksel olarak anlamlı artış saptandı (p=0,006). Boy SDS’lerinde anlamlı artış bulundu (p=0,01). VKİ SDS’lerinde artış olduğu görüldü fakat istatistiksel olarak anlamlı değildi (p>0,05). Pandemi öncesi %64 hastanın tTG-IgA antikoru negatifken bu oran pandemi sırasında %56’ya düşmüştü, ancak istatistiksel olarak anlamlı fark saptanmadı (p=0,07). Diyete uyum sözel olarak sorgulandığında örneklemimizdeki 49 hasta pandemiden önce ve sonra diyete uyduğunu bildirdi. Diyete uyum derecesi sorgulandığında 37 hasta pandemiden önce ve sonra diyete daima uyduğunu belirtti. Bu hastaların pandemi öncesi ve sonrası tTG-IgA düzeyleri kıyaslandığında antikor düzeylerinde artış olduğu görüldü fakat istatistiksel olarak anlamlı fark saptanmadı. Bu da hastaların beyanının güvenilir olmadığını gösterdi. Dışarıda yemek yeme sıklığı sorgulandığında pandemi sırasında, pandemi öncesine göre istatistiksel olarak anlamlı düzeyde azalma görüldü (p=0,001). Pandemi süresince ailelerin aylık gelirinde düşüş görüldü, istatistiksel olarak anlamlı bulundu (p=0,04). Pandemi öncesi ve pandemi sırasında 45 hasta glütensiz gıdayı tedarik etmekte zorlandığını belirtti. Pandemiden önce bu zorlanmanın en sık nedenleri glütensiz ürünlerin pahalı olması ve her markette bulunmaması iken, pandemi süresince bunlara COVID-19 ile enfekte olma endişesi ve sokağa çıkma yasağı da eklendi. Sonuç: Pandemi süresince hastaların vücut ağırlığı ve boy SDS’lerinde artış olmuştur. Bu artışı serolojik yanıt desteklememektedir. Bu durum inflamasyon ve bağırsaktaki hasarın ortaya çıkmasının daha uzun takip gerektirdiğini hastaların pandemi öncesi ve pandemi sırasındaki kontrol muayeneleri arasındaki sürenin yetersiz olabileceğini düşündürmektedir.

  • Other research product . 2020
    Open Access Turkish
    Authors: 
    Bogac, Ceren;
    Publisher: Eastern Mediterranean University, Faculty of Architecture
    Country: Cyprus

    Sanal gerçekliğin içinde katlananan mekânsal veya imgesel yansımaların gerçek dünya ile birleştiği an… Artık bu dünyanın ötesindeki mekanlara da seyahatler oturduğumuz yerden mümkünken, fiziksel mekanlarımız bu mutasyonlar sonucu neye dönüşüyor? Yani biz artık, hem çemberin içinde hem de çemberin dışında olabileceğimiz yeni mekanlar mı yaratıyoruz kendimize? Gerçek dünyanın üzerine katlanan siber peyzajlar ekseninde, “mekansal mutasyonlar” diye adlandırmayı seçtiğim dönüşüme dair düşündüklerim: 29 Nisan 2020 Çarşamba gün, Doğu Akdeniz Üniversitesi Mimarlık Fakültesi’nin “EVDEKAL.SERİSİ”nin ilk podcastındaydı… Boğaç, C. (2020). Mekansal Mutasyonlar (Spatial Mutations). Eastern Mediterranean University, Faculty of Architecture, Evde Kal Serisi Podcast, 29 April 2020, New York.