Advanced search in Research products
Research products
arrow_drop_down
Searching FieldsTerms
Any field
arrow_drop_down
includes
arrow_drop_down
Include:
The following results are related to COVID-19. Are you interested to view more results? Visit OpenAIRE - Explore.
46 Research products, page 1 of 5

  • COVID-19
  • 2013-2022
  • Open Access
  • Kapadokya University Institutional Repository
  • COVID-19

10
arrow_drop_down
Relevance
arrow_drop_down
  • Open Access English
    Authors: 
    Ali Tuğrul Akin; Emin Kaymak; Emel Öztürk; Derya Karabulut; Nurhan Kuloglu; Tayfun Ceylan; Ayşe Toluk;
    Publisher: Sciendo
    Country: Turkey

    AbstractThe aim of this study is to investigate the therapeutic effects of Chloroquine (CLQ) against Adriamycin (ADR) induced hepatotoxicity. ADR is a chemotherapeutic agent used in the treatment of many cancer types, but it causes hepatotoxicity. CLQ is used as an anti-inflammatory drug in the treatment of malaria, rheumatoid arthritis, and pneumonia caused by Covid-19. Rats were divided into four groups: Control group, ADR group (2 mg/kg Adriamycin, one in three days for 30 days, i.p.), CLQ group (50 mg/kg Chloroquine, per day for 30 days, i.p.), ADR+CLQ (2 mg/kg Adriamycin, one in three days for 30 days, i.p. and 50 mg/ kg Chloroquine, per day for 30 days, i.p.). Animals were sacrificed, and liver tissues were extracted for further examinations. Histopathological changes in liver tissues were scored andIL-17immunostaining was performed to determine the expression levels among experimental groups. Bodyweights in the ADR group decreased significantly compared to the Control group and CLQ group. Furthermore, bodyweight in ADR+CLQ group was significantly higher compared to ADR group. The histopathological score was significantly higher in ADR group when compared to Control and CLQ group while CLQ administrations reduced the damage induced by ADR in the ADR+CLQ group.IL-17immunoreactivity was considerably increased in the ADR group. On the other hand,IL-17expressions of ADR+CLQ were substantially less compared to ADR group. We suggest that CLQ can be used as a therapeutic agent to reduce the detrimental effects of ADR, thanks to its anti-inflammatory properties.

  • Open Access Turkish
    Authors: 
    Turgaylı Zengin, Gamze; Esen, Dilek Hande; Demirci, Mehmet Serkan; Sönmez, Mehmet Yaşar; Özdemir, Merve;
    Publisher: Kapadokya Üniversitesi Yayınları
    Country: Turkey

    Covid-19 Pandemisi’nin neden olduğu değişimi akademik bir bakış açısıyla anlamak ve pandeminin gelecekteki etkilerine dair bir öngörü geliştirmek amacıyla 31 Mayıs-2 Haziran 2021 tarihleri arasında Kapadokya Üniversitesi’nin ev sahipliğinde gerçekleştirilen “Uluslararası Kapadokya Salgın Dönemleri Kongresi”nde, multidisipliner bir katılımcı grubu tarafından sunulan bildiriler yer almıştır. Kongre kapsamındaki bildirilerin özet metinlerinin yer aldığı bu çalışmanın, içinden geçtiğimiz süreci bilimsel bilgi temelinde anlama çabası olan herkese fayda sunması dileğiyle…

  • Open Access Turkish
    Authors: 
    İçigen, Melih;
    Publisher: Kapadokya Üniversitesi
    Country: Turkey

    Pandemi sürecinde sokağa çıkma yasağı, evden çalışma ve yüz yüze sosyalleşme mekanlarının; restoranların, eğlence yerlerinin kapatılması insanların daha fazla evde zaman geçirmelerine neden olmuştur. Bu zorunlu hallerin sonucu ile evde geçirilen sürenin ve mutfakta geçirilen zaman ile aktivitelerin artmasıyla alışkanlıklarda değişim olabilmektedir. Bu çalışma beyaz ve mavi yakalı çalışan kadınların pandemi öncesi ve pandemi sürecinde hane içi mutfak pratiklerinin araştırılması ve keşfedilmesi amacıyla yapılmıştır. Nitel araştırma desenlerinden durum çalışmasına göre tasarlanan bu çalışmada, 10 katılımcı (5 kişi mavi yaka – 5 kişi beyaz yaka) ile 20 Mart-15 Nisan 2021 tarihleri arasında yarı yapılandırılmış görüşme formu kullanılarak internet üzerinden yapılan görüntülü görüşmeler ile veriler elde edilmiştir. Araştırmada örneklem grubuna sosyo-demografik özellikleri ile ilgili 6 ve pandemi öncesi ve pandemi sürecinde hane içi mutfakta geçirilen vakit ile geçirilen süre esnasında yapılan pratikleri tanımlama ve kendilerini nasıl hissettiklerini anlamaya yönelik 9 soru sorulmuştur. Her bir katılımcı için görüşme süresi ortalama 18 dakika sürmüştür. Toplanan verilerin çözümlenmesinde nitel araştırma tekniklerinden betimsel analiz kullanılmıştır. Yapılan araştırma ve betimsel analiz sonucunda üç ayrı tematik kategori oluşturulmuştur. Bu temalar, “mutfakta geçirilen zaman”, “mutfak pratikleri” ve “mutfak pratiklerinin tutku ve/ya zorunluluk üzerinden nitelikleri” olarak belirlenmiştir. Pandemi sürecinde mutfakta geçirilen sürenin arttığı, mutfak pratiklerinin geliştirilip yeni lezzetler denendiği ve özellikle ekmek ile hamur işi reçetelerine ağırlık verildiği bulgular ışığında tespit edilmiştir. Ayrıca pandemi öncesi ve pandemi sürecinde beyaz ve mavi yakalı kadınların mutfak pratiklerinde zorunluluk üzerinden bir ayrımın da yapılabileceği görülmektedir. Çalışma sonucunda elde edilen bulgular ışığında, pandemi öncesi ve pandemi sürecinde mutfak pratiklerinde farklılıklar ortaya konmuştur. Pandemi sürecinde beyaz ve mavi yakalı kadınların çalışmayan/ev hanımları ile eşit şartlara geldiği görülmüştür. Pandemi süreci ile birlikte mutfakta geçirilen sürenin her iki kesimde de aynı oranda artması kadının hane dışındaki statüsüne bakılmaksızın cinsiyetçi iş rolünün evde devam ettiğini göstermektedir.

  • Publication . Article . 2020
    Open Access
    Authors: 
    Emrah Atasoy;
    Publisher: Ankara University - Faculty of Language and History-Geography
    Country: Turkey

    Speculative fiction has a close connection with the contextual reality of the society in which it is produced. The use of fictional settings, which are remote in space and time; an emphasis upon the power of imagination; and the representation of imaginary technological and scientific developments may lead speculative fiction to be considered to be detached from reality. However, this approach has undergone a radical change within the context of the Covid-19 pandemic, as adopting a novel attitude has become necessary. Our lives have become similar to the lives of the characters in literary dystopias and science fiction texts. Within this literary tradition that projects fictional alternative world scenarios, there exist numerous speculative texts about pandemics and epidemics. COVID-19 has increased the national and international interest in the sub-genres of speculative fiction such as science fiction, apocalyptic and post-apocalyptic fiction, and dystopia. The aim of this study is therefore to reveal the interconnection between speculative fiction and the real world through brief references to relevant exemplary texts and to discuss the significance of this literary tradition in understanding the present and the future with specific references to its generic features. The ultimate aim of this study will be to prove how speculative works can be guiding and cautionary texts in understanding the possible future scenarios.

  • Open Access English
    Authors: 
    Valizadeh, Mohammadreza;
    Publisher: RumeliDE Journal of Language and Literature Studies
    Country: Turkey

    This study compared the effects of videos and handouts, accompanied by the paragraph assignments, on the quality of English language learners’ written descriptive paragraphs. The study was quasiexperimental and quantitative. It had a pretest-treatment-posttest design. As the treatments, either videos or handouts were accompanied by descriptive paragraph assignments which the participating students were required to write. The purpose of accompanying either videos or handouts was providing the learners with additional guides to help them write appropriate and accurate descriptive paragraphs. The study was conducted during the Covid-19 crisis. The participants were 56 Turkish learners of English as a Foreign Language (EFL) at pre-intermediate level of proficiency. They were receiving virtual education due to school closures because of the Covid-19 pandemic. The participants were assigned to two groups, each of which included 28 learners. One group was provided with educational videos, relevant to the given assignment. The other group was given similar information via handouts. The results of the independent samples t-test indicated that the group that received videos significantly outperformed the one that received handouts. Consequently, the study highly recommends EFL teachers utilize this technique in their classrooms.

  • Open Access Turkish
    Authors: 
    Akman, Nazife; Akidağı, Zeynep; Özmen, Pelin; Yalap, Rukiye;
    Country: Turkey

    ÖZET Koronavirüs hastalığı 2019 (COVID-19) hızlı yayılım gösteren bir pandemidir. Hastalığın yayılmasında virüse bağlı etmenlerin (viral yük, ACE bağlama proteini vs.) yanı sıra asemptomatik bireylerin de rolü azımsanmayacak miktardadır. COVID-19 pandemisinde, toplumda virüsün yayılmasına neden olan sessiz bulaştırıcıları saptamak için Kapadokya Üniversitesi sağlık programlarında öğrenim gören 18-40 yaş arasındaki 258 öğrencide SARS-CoV-2 seroprevalansı araştırıldı. Katılımcıların yaş ortalaması 21,5 (min = 18, max= 33) olup %69’u (n=38) kız öğrenciydi. Çalışmada bireylerin seroprevalans taramasında LFIA (Lateral Flow Immuno Assay) yöntemi kullanılarak SARS-COV-2 virüsüne karşı antikor yanıtları tarandı ve hastalık bulguları, PZR (polimeraz zincir reaksiyonu) testi ve şüpheli temas öyküsü yönünden değerlendirildi. Çalışmamızda SARS-CoV-2 seropozitifliği %21 (n=55) olarak saptanmış olup bu bireylerin %25’inin (n=14) son altı ay içinde PZR pozitiflikleri bulunmaktaydı. %56’sının (n=31) semptom göstermediği için test yaptırmadığını fakat SARS-COV-2 antikor pozitifliği saptandı. Bu oranlar, toplumdaki sessiz bulaştırıcıların yaygınlığını ortaya koymuştur. Bu çalışma seroepidemiyolojik veri eldesi açısından değerli olmakla birlikte koruyucu bağışıklık göstergesi olarak kabul edilmemelidir.

  • Open Access English
    Authors: 
    Valizadeh, Mohammadreza;
    Publisher: Turkish Online Journal of English Language Teaching (TOJELT)
    Country: Turkey

    The present study aimed at investigating the Turkish teachers of English as a Foreign Language (EFL)’s level of proficiency in using technology, perceptions about integration of technology, and implementation of technology in online classes in Turkey during the Covid-19 Pandemic. This research utilized a mixed-methods design. The data were gathered from 159 EFL teachers in Turkey via a questionnaire, including both open-ended questions and close-ended items on Likert-scale format. The quantitative data were analyzed by calculating frequency and percentages and the open-ended questions were analyzed thematically. Turkish EFL teachers generally had positive perceptions and views about technology. The majority of the teachers stated that they can use technology as an instructional aid and have integrated technology into their online class syllabuses to improve the students’ understanding and promote student engagement in higher-order thinking skills. However, over two-thirds of the participants stated that they think they need more training in the use of technology for teaching, yet those who were proficient mentioned various useful PC software, cell phone applications, and websites, suchas PowerPoint, Canva, Prezi, Mentimeter, Microsoft Teams, Google Form, Youtube Videos, Smart Boards activities, MindMeister, Wordwall, Classtools, Kahoot, Biteable, coursebooks iTools, Quizizz, Quizlet, Pinterest, Quizshow, Padlet, iSLCollective, Baamboozle, Master Voc, Wizer.me, Liveworksheets, Book Creator, Toontastic 3D, Screencast-O-Matic, FlexClip. This research has been done in the context of Turkey; however, EFL teachers, policy makers, and institutions worldwide can benefit from the results of the study to enhance their online education system.

  • Open Access Turkish
    Authors: 
    Edgü, Zeynep Seden;
    Country: Turkey

    Moderatörün açılış konuşmasının ve sunumunun ardından, ALMS üzerinden katılan öğrencilerden alınan sorular Moderatör Z.Seden Edgü tarafından düzenlenerek katılımcılara yöneltildi. 3 Tur ve son söz olarak katılımcılar görüşlerini bildirdi.

  • Open Access
    Authors: 
    Mohammadreza Valizadeh;
    Publisher: UINSI Samarinda
    Country: Turkey

    Google Docs has recently been suggested as an efficient collaborative tool for group writing. This experimental quantitative study, including pretest-treatment-posttest design, aimed at comparing the effects of collaborative writing on Google Docs and individual writing practice on EFL learners’ descriptive paragraphs. The participants were 48 Turkish EFL learners at pre-intermediate level of proficiency, based on their performance on Oxford Placement Test. The participants were assigned to two groups. One group, including 24 participants, experienced collaborative writing on Google Docs plus researchers’ comments as feedback (CWGD group). The other group, including 24 participants, experienced individual writing practice plus researcher’s direct corrective feedback (IWP group). The results of the independent samples t-test indicated that the CWGD group significantly outperformed the IWP group. In conclusion, collaborative writing Google Docs environment can enhance the writing skill of the EFL learners. Therefore, the study highly recommends utilizing collaborative writing on Google Docs to practice English language writing skill.

  • Open Access Turkish
    Authors: 
    Sıyrık, Tunahan;
    Publisher: Kapadokya Üniversitesi, Lisansüstü Eğitim, Öğretim ve Araştırma Enstitüsü
    Country: Turkey

    Ulusal Yenidoğan İşitme Tarama Programı kapsamında yapılan taramalarda Sağlık Bakanlığı risk faktörleri yanında COVID-19’u gebelik döneminde geçirip geçirmediği gebelere sorulmuş ve COVID-19’un prenatal, fetal ve postnatal 6 aylık süreç takip edilerek COVİD-19’un yenidoğanlarda işitme duyusuna etkisinin ortaya konulması bu çalışmada amaçlanmıştır. Çalışmaya prenatal dönemde COVID-19 tanısı konulmuş olan ve herhangi bir risk faktörü olmayan 50 gebe ile prenatal dönemde COVID-19 tanısı konulmamış ve herhangi bir risk faktörü olmayan 50 sağlıklı gebe dahil edildi. Prenatal dönemde COVID- 19 tanısı konulmuş olan gebelerden 25’inin (%50) bebeği ilk yapılan T-ABR testini geçememiş iken kontrol grubundakilerin tamamı (%100) geçmiş olup gruplar arasında T-ABR ilk test sonuçları açısından farkın anlamlı düzeyde olduğu saptandı (p<0.001). Prenatal dönemde COVID-19 tanısı almış olan gebelerin bebeklerinin T-ABR ilk test sonuçlarına göre doğum kiloları karşılaştırıldığında ilk testten kalan bebeklerin doğum kilosunun anlamlı şekilde düşük olduğu görüldü. İlk yapılan T-ABR testinden kalan bebeklere yapılan ikinci test sonuçları Tablo 13’te görülmektedir. Buna göre ikinci test sonunda ilk testten kalan 25 bebekten 7’si (%28) ikinci testten de kalmıştır. Prenatal dönemde COVID-19 tanısı almış olan gebelerden dünyaya gelen bebeklerden T-ABR ikinci testinden kalanların doğum kilosunun ikinci testten geçenlere göre anlamlı şekilde düşük olduğu görüldü (p<0.05). Prenatal dönemde COVID-19 tanısı almış olan gebelerden dünyaya gelen ve ikinci T-ABR testinden kalan 7 bebeğe üçüncü kez T-ABR testi uygulanmış olup bu test sonucunda bebeklerden 3’ü (%42.9) kalmıştır. Doğumdan sonraki altıncı ayda yapılan son T-ABR testinden ise tüm bebeklerin geçtiği görüldü. Çalışmadan elde edilen sonuçlar dikkate alındığında annesi prenatal dönemde COVID-19 tanısı almış olan bebeklerde işitsel sistemde bozulma olduğu, ancak bunun zaman içerisinde düzelme kaydettiği, 6 ay sonunda ise COVID-19’un işitsel sistem üzerindeki etkisinin tamamen ortadan kalktığı görüldü.

Advanced search in Research products
Research products
arrow_drop_down
Searching FieldsTerms
Any field
arrow_drop_down
includes
arrow_drop_down
Include:
The following results are related to COVID-19. Are you interested to view more results? Visit OpenAIRE - Explore.
46 Research products, page 1 of 5
  • Open Access English
    Authors: 
    Ali Tuğrul Akin; Emin Kaymak; Emel Öztürk; Derya Karabulut; Nurhan Kuloglu; Tayfun Ceylan; Ayşe Toluk;
    Publisher: Sciendo
    Country: Turkey

    AbstractThe aim of this study is to investigate the therapeutic effects of Chloroquine (CLQ) against Adriamycin (ADR) induced hepatotoxicity. ADR is a chemotherapeutic agent used in the treatment of many cancer types, but it causes hepatotoxicity. CLQ is used as an anti-inflammatory drug in the treatment of malaria, rheumatoid arthritis, and pneumonia caused by Covid-19. Rats were divided into four groups: Control group, ADR group (2 mg/kg Adriamycin, one in three days for 30 days, i.p.), CLQ group (50 mg/kg Chloroquine, per day for 30 days, i.p.), ADR+CLQ (2 mg/kg Adriamycin, one in three days for 30 days, i.p. and 50 mg/ kg Chloroquine, per day for 30 days, i.p.). Animals were sacrificed, and liver tissues were extracted for further examinations. Histopathological changes in liver tissues were scored andIL-17immunostaining was performed to determine the expression levels among experimental groups. Bodyweights in the ADR group decreased significantly compared to the Control group and CLQ group. Furthermore, bodyweight in ADR+CLQ group was significantly higher compared to ADR group. The histopathological score was significantly higher in ADR group when compared to Control and CLQ group while CLQ administrations reduced the damage induced by ADR in the ADR+CLQ group.IL-17immunoreactivity was considerably increased in the ADR group. On the other hand,IL-17expressions of ADR+CLQ were substantially less compared to ADR group. We suggest that CLQ can be used as a therapeutic agent to reduce the detrimental effects of ADR, thanks to its anti-inflammatory properties.

  • Open Access Turkish
    Authors: 
    Turgaylı Zengin, Gamze; Esen, Dilek Hande; Demirci, Mehmet Serkan; Sönmez, Mehmet Yaşar; Özdemir, Merve;
    Publisher: Kapadokya Üniversitesi Yayınları
    Country: Turkey

    Covid-19 Pandemisi’nin neden olduğu değişimi akademik bir bakış açısıyla anlamak ve pandeminin gelecekteki etkilerine dair bir öngörü geliştirmek amacıyla 31 Mayıs-2 Haziran 2021 tarihleri arasında Kapadokya Üniversitesi’nin ev sahipliğinde gerçekleştirilen “Uluslararası Kapadokya Salgın Dönemleri Kongresi”nde, multidisipliner bir katılımcı grubu tarafından sunulan bildiriler yer almıştır. Kongre kapsamındaki bildirilerin özet metinlerinin yer aldığı bu çalışmanın, içinden geçtiğimiz süreci bilimsel bilgi temelinde anlama çabası olan herkese fayda sunması dileğiyle…

  • Open Access Turkish
    Authors: 
    İçigen, Melih;
    Publisher: Kapadokya Üniversitesi
    Country: Turkey

    Pandemi sürecinde sokağa çıkma yasağı, evden çalışma ve yüz yüze sosyalleşme mekanlarının; restoranların, eğlence yerlerinin kapatılması insanların daha fazla evde zaman geçirmelerine neden olmuştur. Bu zorunlu hallerin sonucu ile evde geçirilen sürenin ve mutfakta geçirilen zaman ile aktivitelerin artmasıyla alışkanlıklarda değişim olabilmektedir. Bu çalışma beyaz ve mavi yakalı çalışan kadınların pandemi öncesi ve pandemi sürecinde hane içi mutfak pratiklerinin araştırılması ve keşfedilmesi amacıyla yapılmıştır. Nitel araştırma desenlerinden durum çalışmasına göre tasarlanan bu çalışmada, 10 katılımcı (5 kişi mavi yaka – 5 kişi beyaz yaka) ile 20 Mart-15 Nisan 2021 tarihleri arasında yarı yapılandırılmış görüşme formu kullanılarak internet üzerinden yapılan görüntülü görüşmeler ile veriler elde edilmiştir. Araştırmada örneklem grubuna sosyo-demografik özellikleri ile ilgili 6 ve pandemi öncesi ve pandemi sürecinde hane içi mutfakta geçirilen vakit ile geçirilen süre esnasında yapılan pratikleri tanımlama ve kendilerini nasıl hissettiklerini anlamaya yönelik 9 soru sorulmuştur. Her bir katılımcı için görüşme süresi ortalama 18 dakika sürmüştür. Toplanan verilerin çözümlenmesinde nitel araştırma tekniklerinden betimsel analiz kullanılmıştır. Yapılan araştırma ve betimsel analiz sonucunda üç ayrı tematik kategori oluşturulmuştur. Bu temalar, “mutfakta geçirilen zaman”, “mutfak pratikleri” ve “mutfak pratiklerinin tutku ve/ya zorunluluk üzerinden nitelikleri” olarak belirlenmiştir. Pandemi sürecinde mutfakta geçirilen sürenin arttığı, mutfak pratiklerinin geliştirilip yeni lezzetler denendiği ve özellikle ekmek ile hamur işi reçetelerine ağırlık verildiği bulgular ışığında tespit edilmiştir. Ayrıca pandemi öncesi ve pandemi sürecinde beyaz ve mavi yakalı kadınların mutfak pratiklerinde zorunluluk üzerinden bir ayrımın da yapılabileceği görülmektedir. Çalışma sonucunda elde edilen bulgular ışığında, pandemi öncesi ve pandemi sürecinde mutfak pratiklerinde farklılıklar ortaya konmuştur. Pandemi sürecinde beyaz ve mavi yakalı kadınların çalışmayan/ev hanımları ile eşit şartlara geldiği görülmüştür. Pandemi süreci ile birlikte mutfakta geçirilen sürenin her iki kesimde de aynı oranda artması kadının hane dışındaki statüsüne bakılmaksızın cinsiyetçi iş rolünün evde devam ettiğini göstermektedir.

  • Publication . Article . 2020
    Open Access
    Authors: 
    Emrah Atasoy;
    Publisher: Ankara University - Faculty of Language and History-Geography
    Country: Turkey

    Speculative fiction has a close connection with the contextual reality of the society in which it is produced. The use of fictional settings, which are remote in space and time; an emphasis upon the power of imagination; and the representation of imaginary technological and scientific developments may lead speculative fiction to be considered to be detached from reality. However, this approach has undergone a radical change within the context of the Covid-19 pandemic, as adopting a novel attitude has become necessary. Our lives have become similar to the lives of the characters in literary dystopias and science fiction texts. Within this literary tradition that projects fictional alternative world scenarios, there exist numerous speculative texts about pandemics and epidemics. COVID-19 has increased the national and international interest in the sub-genres of speculative fiction such as science fiction, apocalyptic and post-apocalyptic fiction, and dystopia. The aim of this study is therefore to reveal the interconnection between speculative fiction and the real world through brief references to relevant exemplary texts and to discuss the significance of this literary tradition in understanding the present and the future with specific references to its generic features. The ultimate aim of this study will be to prove how speculative works can be guiding and cautionary texts in understanding the possible future scenarios.

  • Open Access English
    Authors: 
    Valizadeh, Mohammadreza;
    Publisher: RumeliDE Journal of Language and Literature Studies
    Country: Turkey

    This study compared the effects of videos and handouts, accompanied by the paragraph assignments, on the quality of English language learners’ written descriptive paragraphs. The study was quasiexperimental and quantitative. It had a pretest-treatment-posttest design. As the treatments, either videos or handouts were accompanied by descriptive paragraph assignments which the participating students were required to write. The purpose of accompanying either videos or handouts was providing the learners with additional guides to help them write appropriate and accurate descriptive paragraphs. The study was conducted during the Covid-19 crisis. The participants were 56 Turkish learners of English as a Foreign Language (EFL) at pre-intermediate level of proficiency. They were receiving virtual education due to school closures because of the Covid-19 pandemic. The participants were assigned to two groups, each of which included 28 learners. One group was provided with educational videos, relevant to the given assignment. The other group was given similar information via handouts. The results of the independent samples t-test indicated that the group that received videos significantly outperformed the one that received handouts. Consequently, the study highly recommends EFL teachers utilize this technique in their classrooms.

  • Open Access Turkish
    Authors: 
    Akman, Nazife; Akidağı, Zeynep; Özmen, Pelin; Yalap, Rukiye;
    Country: Turkey

    ÖZET Koronavirüs hastalığı 2019 (COVID-19) hızlı yayılım gösteren bir pandemidir. Hastalığın yayılmasında virüse bağlı etmenlerin (viral yük, ACE bağlama proteini vs.) yanı sıra asemptomatik bireylerin de rolü azımsanmayacak miktardadır. COVID-19 pandemisinde, toplumda virüsün yayılmasına neden olan sessiz bulaştırıcıları saptamak için Kapadokya Üniversitesi sağlık programlarında öğrenim gören 18-40 yaş arasındaki 258 öğrencide SARS-CoV-2 seroprevalansı araştırıldı. Katılımcıların yaş ortalaması 21,5 (min = 18, max= 33) olup %69’u (n=38) kız öğrenciydi. Çalışmada bireylerin seroprevalans taramasında LFIA (Lateral Flow Immuno Assay) yöntemi kullanılarak SARS-COV-2 virüsüne karşı antikor yanıtları tarandı ve hastalık bulguları, PZR (polimeraz zincir reaksiyonu) testi ve şüpheli temas öyküsü yönünden değerlendirildi. Çalışmamızda SARS-CoV-2 seropozitifliği %21 (n=55) olarak saptanmış olup bu bireylerin %25’inin (n=14) son altı ay içinde PZR pozitiflikleri bulunmaktaydı. %56’sının (n=31) semptom göstermediği için test yaptırmadığını fakat SARS-COV-2 antikor pozitifliği saptandı. Bu oranlar, toplumdaki sessiz bulaştırıcıların yaygınlığını ortaya koymuştur. Bu çalışma seroepidemiyolojik veri eldesi açısından değerli olmakla birlikte koruyucu bağışıklık göstergesi olarak kabul edilmemelidir.

  • Open Access English
    Authors: 
    Valizadeh, Mohammadreza;
    Publisher: Turkish Online Journal of English Language Teaching (TOJELT)
    Country: Turkey

    The present study aimed at investigating the Turkish teachers of English as a Foreign Language (EFL)’s level of proficiency in using technology, perceptions about integration of technology, and implementation of technology in online classes in Turkey during the Covid-19 Pandemic. This research utilized a mixed-methods design. The data were gathered from 159 EFL teachers in Turkey via a questionnaire, including both open-ended questions and close-ended items on Likert-scale format. The quantitative data were analyzed by calculating frequency and percentages and the open-ended questions were analyzed thematically. Turkish EFL teachers generally had positive perceptions and views about technology. The majority of the teachers stated that they can use technology as an instructional aid and have integrated technology into their online class syllabuses to improve the students’ understanding and promote student engagement in higher-order thinking skills. However, over two-thirds of the participants stated that they think they need more training in the use of technology for teaching, yet those who were proficient mentioned various useful PC software, cell phone applications, and websites, suchas PowerPoint, Canva, Prezi, Mentimeter, Microsoft Teams, Google Form, Youtube Videos, Smart Boards activities, MindMeister, Wordwall, Classtools, Kahoot, Biteable, coursebooks iTools, Quizizz, Quizlet, Pinterest, Quizshow, Padlet, iSLCollective, Baamboozle, Master Voc, Wizer.me, Liveworksheets, Book Creator, Toontastic 3D, Screencast-O-Matic, FlexClip. This research has been done in the context of Turkey; however, EFL teachers, policy makers, and institutions worldwide can benefit from the results of the study to enhance their online education system.

  • Open Access Turkish
    Authors: 
    Edgü, Zeynep Seden;
    Country: Turkey

    Moderatörün açılış konuşmasının ve sunumunun ardından, ALMS üzerinden katılan öğrencilerden alınan sorular Moderatör Z.Seden Edgü tarafından düzenlenerek katılımcılara yöneltildi. 3 Tur ve son söz olarak katılımcılar görüşlerini bildirdi.

  • Open Access
    Authors: 
    Mohammadreza Valizadeh;
    Publisher: UINSI Samarinda
    Country: Turkey

    Google Docs has recently been suggested as an efficient collaborative tool for group writing. This experimental quantitative study, including pretest-treatment-posttest design, aimed at comparing the effects of collaborative writing on Google Docs and individual writing practice on EFL learners’ descriptive paragraphs. The participants were 48 Turkish EFL learners at pre-intermediate level of proficiency, based on their performance on Oxford Placement Test. The participants were assigned to two groups. One group, including 24 participants, experienced collaborative writing on Google Docs plus researchers’ comments as feedback (CWGD group). The other group, including 24 participants, experienced individual writing practice plus researcher’s direct corrective feedback (IWP group). The results of the independent samples t-test indicated that the CWGD group significantly outperformed the IWP group. In conclusion, collaborative writing Google Docs environment can enhance the writing skill of the EFL learners. Therefore, the study highly recommends utilizing collaborative writing on Google Docs to practice English language writing skill.

  • Open Access Turkish
    Authors: 
    Sıyrık, Tunahan;
    Publisher: Kapadokya Üniversitesi, Lisansüstü Eğitim, Öğretim ve Araştırma Enstitüsü
    Country: Turkey

    Ulusal Yenidoğan İşitme Tarama Programı kapsamında yapılan taramalarda Sağlık Bakanlığı risk faktörleri yanında COVID-19’u gebelik döneminde geçirip geçirmediği gebelere sorulmuş ve COVID-19’un prenatal, fetal ve postnatal 6 aylık süreç takip edilerek COVİD-19’un yenidoğanlarda işitme duyusuna etkisinin ortaya konulması bu çalışmada amaçlanmıştır. Çalışmaya prenatal dönemde COVID-19 tanısı konulmuş olan ve herhangi bir risk faktörü olmayan 50 gebe ile prenatal dönemde COVID-19 tanısı konulmamış ve herhangi bir risk faktörü olmayan 50 sağlıklı gebe dahil edildi. Prenatal dönemde COVID- 19 tanısı konulmuş olan gebelerden 25’inin (%50) bebeği ilk yapılan T-ABR testini geçememiş iken kontrol grubundakilerin tamamı (%100) geçmiş olup gruplar arasında T-ABR ilk test sonuçları açısından farkın anlamlı düzeyde olduğu saptandı (p<0.001). Prenatal dönemde COVID-19 tanısı almış olan gebelerin bebeklerinin T-ABR ilk test sonuçlarına göre doğum kiloları karşılaştırıldığında ilk testten kalan bebeklerin doğum kilosunun anlamlı şekilde düşük olduğu görüldü. İlk yapılan T-ABR testinden kalan bebeklere yapılan ikinci test sonuçları Tablo 13’te görülmektedir. Buna göre ikinci test sonunda ilk testten kalan 25 bebekten 7’si (%28) ikinci testten de kalmıştır. Prenatal dönemde COVID-19 tanısı almış olan gebelerden dünyaya gelen bebeklerden T-ABR ikinci testinden kalanların doğum kilosunun ikinci testten geçenlere göre anlamlı şekilde düşük olduğu görüldü (p<0.05). Prenatal dönemde COVID-19 tanısı almış olan gebelerden dünyaya gelen ve ikinci T-ABR testinden kalan 7 bebeğe üçüncü kez T-ABR testi uygulanmış olup bu test sonucunda bebeklerden 3’ü (%42.9) kalmıştır. Doğumdan sonraki altıncı ayda yapılan son T-ABR testinden ise tüm bebeklerin geçtiği görüldü. Çalışmadan elde edilen sonuçlar dikkate alındığında annesi prenatal dönemde COVID-19 tanısı almış olan bebeklerde işitsel sistemde bozulma olduğu, ancak bunun zaman içerisinde düzelme kaydettiği, 6 ay sonunda ise COVID-19’un işitsel sistem üzerindeki etkisinin tamamen ortadan kalktığı görüldü.